NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Ahmet Cenap Türker
Köşe Yazarı
Ahmet Cenap Türker
 

Suda Sıfır Kayıp mı, Gerçekten mi?

Suda Sıfır Kayıp mı, Gerçekten mi? Türkiye’de Su Politikaları ve Altın Madenciliği Üzerine Bir Değerlendirme yapalım. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda (TRT) yayınlanan “Suda Sıfır Kayıp – Türkiye Yüzyılı” temalı kamu spotu, suyun israf edilmemesi gerektiğine dair önemli mesajlar içeriyor. Reklamda, suyun hayatın kaynağı olduğu, her damlasının değerli olduğu ve gelecek nesiller için korunması gerektiği vurgulanıyor. Ancak bu mesajlar, Türkiye’deki çevre politikaları ve özellikle altın madenciliği faaliyetleriyle karşılaştırıldığında, kamuoyunda ciddi bir çelişki yaratıyor.   Suyun yaşam için vazgeçilmez olduğu gerçeği tartışmasızdır. Kuraklık, iklim değişikliği, artan nüfus ve plansız kentleşme gibi etkenler, su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Türkiye gibi yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkelerde suyun korunması, sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir zorunluluktur.   Ancak bu hayati öneme rağmen, Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi ve korunması konusunda ciddi yapısal sorunlar olduğu görülmektedir. Özellikle enerji ve madencilik yatırımları, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini tehdit eden başlıca unsurlar arasında yer almaktadır.   Altın Madenciliği ve Su Tüketimi   Altın madenciliği, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve çevreye ciddi zararlar verebilen bir sektördür. 1 gram altın elde edebilmek için yaklaşık 1 ton toprak işlenmekte ve bu süreçte ortalama 4 ton su harcanmaktadır. Bu süreçte kullanılan siyanür gibi kimyasallar ise toprağı ve yeraltı sularını kirleterek, hem ekosisteme hem de insan sağlığına büyük tehdit oluşturmaktadır.   Uşak’ın Eşme ilçesindeki Kışladağ Altın Madeni örneği, bu durumun çarpıcı bir yansımasıdır. Bölge halkı, içme suyu kaynaklarının madencilik faaliyetlerine tahsis edilmesi nedeniyle yıllardır susuzlukla mücadele etmektedir. Yerel halkın içme suyu tankerlerle taşınırken, aynı kaynaklardan altın madenciliği için tonlarca su kullanılması, kamu spotlarında dile getirilen “suda sıfır kayıp” söylemiyle açık bir tezat oluşturmaktadır.Keza Erzincan iliç te koskoca bir nehri zehirleyen çöpler altın.   Maalesef Türkiye’de çevre politikalarının uzun vadeli planlamadan yoksun olduğu yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Son 25 yılda, su kaynaklarının korunmasına yönelik bütüncül bir strateji geliştirilememiş, aksine birçok bölgede doğa tahribatına neden olan projelere öncelik verilmiştir. HES’ler, maden sahaları, termik santraller ve betonlaşma, su havzalarını tehdit eden başlıca faktörler arasında yer almaktadır.
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi

Suda Sıfır Kayıp mı, Gerçekten mi?

Suda Sıfır Kayıp mı, Gerçekten mi?

Türkiye’de Su Politikaları ve Altın Madenciliği Üzerine Bir Değerlendirme yapalım.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda (TRT) yayınlanan “Suda Sıfır Kayıp – Türkiye Yüzyılı” temalı kamu spotu, suyun israf edilmemesi gerektiğine dair önemli mesajlar içeriyor. Reklamda, suyun hayatın kaynağı olduğu, her damlasının değerli olduğu ve gelecek nesiller için korunması gerektiği vurgulanıyor. Ancak bu mesajlar, Türkiye’deki çevre politikaları ve özellikle altın madenciliği faaliyetleriyle karşılaştırıldığında, kamuoyunda ciddi bir çelişki yaratıyor.

 

Suyun yaşam için vazgeçilmez olduğu gerçeği tartışmasızdır. Kuraklık, iklim değişikliği, artan nüfus ve plansız kentleşme gibi etkenler, su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Türkiye gibi yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkelerde suyun korunması, sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir zorunluluktur.

 

Ancak bu hayati öneme rağmen, Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi ve korunması konusunda ciddi yapısal sorunlar olduğu görülmektedir. Özellikle enerji ve madencilik yatırımları, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini tehdit eden başlıca unsurlar arasında yer almaktadır.

 

Altın Madenciliği ve Su Tüketimi

 

Altın madenciliği, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve çevreye ciddi zararlar verebilen bir sektördür. 1 gram altın elde edebilmek için yaklaşık 1 ton toprak işlenmekte ve bu süreçte ortalama 4 ton su harcanmaktadır. Bu süreçte kullanılan siyanür gibi kimyasallar ise toprağı ve yeraltı sularını kirleterek, hem ekosisteme hem de insan sağlığına büyük tehdit oluşturmaktadır.

 

Uşak’ın Eşme ilçesindeki Kışladağ Altın Madeni örneği, bu durumun çarpıcı bir yansımasıdır. Bölge halkı, içme suyu kaynaklarının madencilik faaliyetlerine tahsis edilmesi nedeniyle yıllardır susuzlukla mücadele etmektedir. Yerel halkın içme suyu tankerlerle taşınırken, aynı kaynaklardan altın madenciliği için tonlarca su kullanılması, kamu spotlarında dile getirilen “suda sıfır kayıp” söylemiyle açık bir tezat oluşturmaktadır.Keza Erzincan iliç te koskoca bir nehri zehirleyen çöpler altın.

 

Maalesef Türkiye’de çevre politikalarının uzun vadeli planlamadan yoksun olduğu yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Son 25 yılda, su kaynaklarının korunmasına yönelik bütüncül bir strateji geliştirilememiş, aksine birçok bölgede doğa tahribatına neden olan projelere öncelik verilmiştir. HES’ler, maden sahaları, termik santraller ve betonlaşma, su havzalarını tehdit eden başlıca faktörler arasında yer almaktadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.