LATMOS'UN ÇIĞLIĞI VE FELDSPAT OCAKLARININ VAHŞETİ.
Sevgili Aydınlılar;
16 Mart 2026 Pazartesi günü Söke ilçesi Çavdar ve Karakaya mahallelerinde faaliyet gösteren feldspat maden ocaklarının kapatılması için Latmos Platformu tarafından açılan davaya destek vermek üzere bölgeye gittim. Gördüklerimiz karşısında derin bir sarsıntı yaşadık. Bir insan ülkesine bu kadar ihanet edebilir mi dedirtecek kadar vahim bir tabloyla karşılaştık.
Yaklaşık 15-20 yıldır faaliyet gösteren bu ocaklar, başlangıçta “ÇED kapsam dışı” denilerek valilik izinleriyle açılmış, 25 hektarın altında gösterilen alanlarla adeta bir Alicengiz oyunu oynanarak bu günlere gelmişler. Gelmesine gelmişler de, Ancak hiçbir ek izin veya resmi uzatma yapılmadan, yıllar içinde bu ocaklar genişlemiş; ormanları, meraları, yolları yok etmişler, bölge bu başı boşlukla resmen yağmalanmıştır. Hem de üstüne üstlük Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan insanlar yok sayılmış, taahhütlerini yerine getirmeyen bu aç gözlü işletmeler ruhsatsız şekilde onlarca alanı vahşice talan etmişler.
Bugün Latmos’un eteklerinde gördüğümüz manzara, bir savaşın ardından kalmış harabeleri andırıyor. Bu savaşın mağdurları ise binlerce köylü ve yok edilen yaban hayatıdır. On binlerce fıstık çamı da göz ardı edilmemelidir.
İşin bir de resmi makamlar boyutu var ki, orası tam anlamıyla “Allah’a emanet.” Bu izinleri veren valilik ve çevre bakanlığı yetkilileri, verdikleri izin sonrası kaç kez gidip denetim yaptı acaba? Denetledilerse, yapılan hukuksuz genişlemelere ve taahhütlerin yerine getirilmemesine rağmen işlem yapmayan görevliler açıkça suç işlemişlerdir. Bugün görev yapan Sayın Vali bu izni vermemiş olabilir; ancak bir önceki meslektaşının verdiği izinin oralarda nelere sebep olduğunu gidip yerinde görmelidir. Görmelidir ki bundan sonra verilecek izinlerde bu vahşet tekrar yaşanmasın, görevlileri uyarsın.
Latmos sadece bir dağ değil; binlerce yıllık uygarlıkların izlerini taşıyan bir kültür hazinesi, eşsiz bir ekosistemdir. Bu topraklar, kısa vadeli çıkarlar uğruna yok edilemeyecek kadar değerlidir. Bizler, bu katliama sessiz kalamayız. Çünkü sessizlik, bu yağmaya ortak olmak demektir.
Bugün Latmos’un çığlığını duymayanlar, yarın çocuklarına anlatacak bir doğa, bir tarih, bir yaşam alanı bulamayacaklardır.
Bu yanlıştan dönülmelidir.




