NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Ahmet Cenap Türker
Köşe Yazarı
Ahmet Cenap Türker
 

DOĞAYI DEVLETTEN KORUMAK!.. BU NASIL BİR ÇELİŞKİ?

DOĞAYI DEVLETTEN KORUMAK!.. BU NASIL BİR ÇELİŞKİ? Devletin görevi korumakken, halk neden yaşam alanlarını devletten korumaya çalışıyor? Ülkenin dört bir yanında; insanlar, Kimisi elinde pankartla meydanlarda, kimisi sırtında çantasıyla dağ başlarında, kimisi köyünün girişinde nöbet tutuyor. Ortak bir amaçları var: Doğayı, dağı, toprağı, suyu korumak. Ancak bu eylemler, ne yazık ki dış tehditlere karşı değil. Bu İnsanlar, kendi devletlerinden doğayı korumaya çalışıyor.   Evet, yanlış duymadınız. Bu ülkenin yurttaşları, yaşam alanlarını bizzat devletten korumak zorunda kalıyor. Çünkü devlet, halkının yaşam hakkını savunmak yerine, doğayı talan eden projelere onay veriyor. Maden şirketlerine açılan ormanlar, kurutulan dereler, yok edilen zeytinlikler, betonlaşan tarım arazileri… Tüm bunlar “kalkınma” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Oysa kalkınma, doğayı yok ederek değil, onunla uyum içinde yaşanarak sağlanır.   Bugün Kaz Dağları’ndan Akbelen’e,  Latmos'a,Salda’ya kadar her yerde bir direniş var. Yaşlısı, genci, kadını, çocuğu doğa nöbetinde. Çünkü herkes biliyor ki, doğa giderse yaşam da gider. Bu insanlar, sadece ağaçları değil; suyu, havayı, geleceği savunuyor. Ve bunu yaparken karşılarında ne yazık ki şirketleri değil, devletin kolluk kuvvetlerini buluyorlar.   Birileri ise ısrarla “Biz yapacağız” diyor. Halkın itirazını, bilim insanlarının uyarılarını, mahkeme kararlarını hiçe sayarak projeleri dayatıyorlar. Bu sadece doğayı değil, demokrasiyi de zehirliyor. Çünkü halkın söz hakkı yok sayılıyor, katılım değil dayatma esas alınıyor.   Sormak gerekiyor: Bir devlet, halkının karşı çıktığı, doğaya zarar veren projeleri neden ısrarla sürdürür? Kimin için, ne uğruna? Eğer kalkınma, halkın yaşam alanlarını yok ederek sağlanacaksa, bu kalkınma kimin içindir?   Bugün yükselen bu sesler, sadece çevre mücadelesi değil; aynı zamanda bir yaşam hakkı, bir demokrasi, bir adalet mücadelesidir. Bu sesler, “Biz buradayız, varız ve doğamıza sahip çıkıyoruz” diyenlerin sesidir. Ve bu ses, ne kadar bastırılmaya çalışılsa da, yankılanmaya devam edecektir.   Çünkü doğa sustuğunda, insan da susar.   Bir sonraki yazımda da   "Ekonomik büyüme mi,Ekolojik çöküşmü" başlığındaki yazımı okuyabilirsiniz.
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2026 -Çarşamba

DOĞAYI DEVLETTEN KORUMAK!.. BU NASIL BİR ÇELİŞKİ?

DOĞAYI DEVLETTEN KORUMAK!.. BU NASIL BİR ÇELİŞKİ?

Devletin görevi korumakken, halk neden yaşam alanlarını devletten korumaya çalışıyor?

Ülkenin dört bir yanında; insanlar, Kimisi elinde pankartla meydanlarda, kimisi sırtında çantasıyla dağ başlarında, kimisi köyünün girişinde nöbet tutuyor. Ortak bir amaçları var: Doğayı, dağı, toprağı, suyu korumak. Ancak bu eylemler, ne yazık ki dış tehditlere karşı değil. Bu İnsanlar, kendi devletlerinden doğayı korumaya çalışıyor.

 

Evet, yanlış duymadınız. Bu ülkenin yurttaşları, yaşam alanlarını bizzat devletten korumak zorunda kalıyor. Çünkü devlet, halkının yaşam hakkını savunmak yerine, doğayı talan eden projelere onay veriyor. Maden şirketlerine açılan ormanlar, kurutulan dereler, yok edilen zeytinlikler, betonlaşan tarım arazileri… Tüm bunlar “kalkınma” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Oysa kalkınma, doğayı yok ederek değil, onunla uyum içinde yaşanarak sağlanır.

 

Bugün Kaz Dağları’ndan Akbelen’e,  Latmos'a,Salda’ya kadar her yerde bir direniş var. Yaşlısı, genci, kadını, çocuğu doğa nöbetinde. Çünkü herkes biliyor ki, doğa giderse yaşam da gider. Bu insanlar, sadece ağaçları değil; suyu, havayı, geleceği savunuyor. Ve bunu yaparken karşılarında ne yazık ki şirketleri değil, devletin kolluk kuvvetlerini buluyorlar.

 

Birileri ise ısrarla “Biz yapacağız” diyor. Halkın itirazını, bilim insanlarının uyarılarını, mahkeme kararlarını hiçe sayarak projeleri dayatıyorlar. Bu sadece doğayı değil, demokrasiyi de zehirliyor. Çünkü halkın söz hakkı yok sayılıyor, katılım değil dayatma esas alınıyor.

 

Sormak gerekiyor: Bir devlet, halkının karşı çıktığı, doğaya zarar veren projeleri neden ısrarla sürdürür? Kimin için, ne uğruna? Eğer kalkınma, halkın yaşam alanlarını yok ederek sağlanacaksa, bu kalkınma kimin içindir?

 

Bugün yükselen bu sesler, sadece çevre mücadelesi değil; aynı zamanda bir yaşam hakkı, bir demokrasi, bir adalet mücadelesidir. Bu sesler, “Biz buradayız, varız ve doğamıza sahip çıkıyoruz” diyenlerin sesidir. Ve bu ses, ne kadar bastırılmaya çalışılsa da, yankılanmaya devam edecektir.

 

Çünkü doğa sustuğunda, insan da susar.

 

Bir sonraki yazımda da   "Ekonomik büyüme mi,Ekolojik çöküşmü" başlığındaki yazımı okuyabilirsiniz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.