NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Ahmet Cenap Türker
Köşe Yazarı
Ahmet Cenap Türker
 

EKONOMİK BÜYÜME Mİ, EKOLOJİK ÇÖKÜŞ MÜ?

EKONOMİK BÜYÜME Mİ, EKOLOJİK ÇÖKÜŞ MÜ? Yıllardır bize aynı cümle tekrar ediliyor: “Ülke büyüyor.” Rakamlar havada uçuşuyor, grafikler yükseliyor, yatırımlar artıyor. Beton dökülen her metrekare, kesilen her ağaç, kurutulan her dere “kalkınma”nın bir parçası olarak sunuluyor. Ama kimse şu soruyu sormuyor: Bu büyüme kimin için? Ve daha da önemlisi, bu büyümenin bedeli ne? Ekonomik büyüme, uzun yıllar boyunca bizim ülkenin başarısının en temel göstergesi olarak kabul edildi. Ancak bu anlayış artık insanları sorgulamaya yöneltiyor. Çünkü büyüme rakamları artarken, yaşam kalitesi düşüyor. Doğa yok oluyor, su kaynakları tükeniyor, hava kirleniyor, tarım alanları betonlaşıyor. Yani ekonomik büyüme, ekolojik çöküşle el ele yürüyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yapılan enerji projeleri, maden aramaları, otoyolllar ve fizibilitesi düzgün ayapılmamış havaalanı inşaatları, “kalkınma” adı altında yürütülüyor. Ancak bu projelerin çoğu, yerel halkın rızası olmadan, doğaya ve yaşam alanlarına büyük zarar vererek hayata geçiriliyor. Ormanlar kesiliyor, dereler borulara hapsediliyor, tarım arazileri yok ediliyor. Ve tüm bunlar, “ülke ekonomisine katkı” bahanesiyle meşrulaştırılıyor. Oysa gerçek şu: Ekonomik büyüme, doğayla çatışarak değil, onunla uyum içinde gerçekleştiğinde anlamlıdır. Sürdürülebilir kalkınma, sadece bugünü değil, yarını da düşünmeyi gerektirir. Bugün elde edilen kısa vadeli kazançlar, uzun vadede çok daha büyük kayıplara yol açabilir. Kuruyan göller, çölleşen topraklar, artan hava kirliliği, seller, kuraklıklar… Bunlar sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik krizlerin de habercisidir. Bir başka sorun da, bu büyümenin adaletsizliği. Ekonomik pastanın büyüdüğü söyleniyor ama bu pastadan kim ne kadar pay alıyor? Doğası yok edilen köylüye, geçim kaynağı elinden alınan çiftçiye, sağlığı bozulan işçiye bu büyüme ne getiriyor? Cevap basit: Hiçbir şey. Hatta çoğu zaman daha fazla yoksulluk, daha fazla göç, daha fazla adaletsizlik getiriyor. Artık yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyacımızın olduğunu anlamak ve uygulamak gerek. Doğayı yok eden değil, doğayla birlikte var olan bir ekonomi mümkün. Yerel üretimi destekleyen, enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılayan, doğayı korumayı kalkınmanın temeline yerleştiren bir model… Bu sadece bir hayal değil; dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Bizim de yapmamamız için hiçbir neden yok. Ekonomik büyüme, tek başına bir başarı ölçütü olamaz. Asıl mesele, bu büyümenin kim için ve ne pahasına gerçekleştiğidir. Eğer büyüme, doğayı yok ederek, insanları yerinden ederek, geleceği karartarak sağlanıyorsa; buna kalkınma değil, çöküş demek daha doğru olur. Ve insanlar bu çöküşe seyirci kalmamalıdır. Bir dahaki yazımda "Yaşam hakkı Sadece insanlaramı ait" başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.
Ekleme Tarihi: 19 Ocak 2026 -Pazartesi

EKONOMİK BÜYÜME Mİ, EKOLOJİK ÇÖKÜŞ MÜ?

EKONOMİK BÜYÜME Mİ, EKOLOJİK ÇÖKÜŞ MÜ?

Yıllardır bize aynı cümle tekrar ediliyor: “Ülke büyüyor.” Rakamlar havada uçuşuyor, grafikler yükseliyor, yatırımlar artıyor. Beton dökülen her metrekare, kesilen her ağaç, kurutulan her dere “kalkınma”nın bir parçası olarak sunuluyor. Ama kimse şu soruyu sormuyor: Bu büyüme kimin için? Ve daha da önemlisi, bu büyümenin bedeli ne?

Ekonomik büyüme, uzun yıllar boyunca bizim ülkenin başarısının en temel göstergesi olarak kabul edildi. Ancak bu anlayış artık insanları sorgulamaya yöneltiyor. Çünkü büyüme rakamları artarken, yaşam kalitesi düşüyor. Doğa yok oluyor, su kaynakları tükeniyor, hava kirleniyor, tarım alanları betonlaşıyor. Yani ekonomik büyüme, ekolojik çöküşle el ele yürüyor.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yapılan enerji projeleri, maden aramaları, otoyolllar ve fizibilitesi düzgün ayapılmamış havaalanı inşaatları, “kalkınma” adı altında yürütülüyor. Ancak bu projelerin çoğu, yerel halkın rızası olmadan, doğaya ve yaşam alanlarına büyük zarar vererek hayata geçiriliyor. Ormanlar kesiliyor, dereler borulara hapsediliyor, tarım arazileri yok ediliyor. Ve tüm bunlar, “ülke ekonomisine katkı” bahanesiyle meşrulaştırılıyor.

Oysa gerçek şu: Ekonomik büyüme, doğayla çatışarak değil, onunla uyum içinde gerçekleştiğinde anlamlıdır. Sürdürülebilir kalkınma, sadece bugünü değil, yarını da düşünmeyi gerektirir. Bugün elde edilen kısa vadeli kazançlar, uzun vadede çok daha büyük kayıplara yol açabilir. Kuruyan göller, çölleşen topraklar, artan hava kirliliği, seller, kuraklıklar… Bunlar sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik krizlerin de habercisidir.

Bir başka sorun da, bu büyümenin adaletsizliği. Ekonomik pastanın büyüdüğü söyleniyor ama bu pastadan kim ne kadar pay alıyor? Doğası yok edilen köylüye, geçim kaynağı elinden alınan çiftçiye, sağlığı bozulan işçiye bu büyüme ne getiriyor? Cevap basit: Hiçbir şey. Hatta çoğu zaman daha fazla yoksulluk, daha fazla göç, daha fazla adaletsizlik getiriyor.

Artık yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyacımızın olduğunu anlamak ve uygulamak gerek.

Doğayı yok eden değil, doğayla birlikte var olan bir ekonomi mümkün. Yerel üretimi destekleyen, enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılayan, doğayı korumayı kalkınmanın temeline yerleştiren bir model… Bu sadece bir hayal değil; dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Bizim de yapmamamız için hiçbir neden yok.

Ekonomik büyüme, tek başına bir başarı ölçütü olamaz. Asıl mesele, bu büyümenin kim için ve ne pahasına gerçekleştiğidir. Eğer büyüme, doğayı yok ederek, insanları yerinden ederek, geleceği karartarak sağlanıyorsa; buna kalkınma değil, çöküş demek daha doğru olur.

Ve insanlar bu çöküşe seyirci kalmamalıdır.

Bir dahaki yazımda "Yaşam hakkı Sadece insanlaramı ait" başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.