11 Ayın Sultanı Ramazan Hoş Geldin
Maneviyatın ve Paylaşmanın Ayı
İslam dünyasında “11 ayın sultanı” olarak anılan Ramazan ayı, manevi huzurun, sabrın, paylaşmanın ve dayanışmanın en yoğun hissedildiği mübarek bir zaman dilimidir. Bu ayın en önemli ibadetlerinden biri olan oruç, sadece mideye değil; dilimize, gönlümüze ve davranışlarımıza da tutulan bir ibadet olarak bilinir.
Oruç, imsak vaktinden iftara kadar yeme, içme ve kötü davranışlardan uzak durmayı ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de oruçla ilgili şöyle buyrulur, “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara Suresi, 183)
Bu ayet, orucun, insanı kötülüklerden koruyan, nefsi terbiye eden önemli bir ibadet olduğunu vurgular. Ramazan, sadece aç kalmak değil; sabır, empati ve şükür ayıdır. Oruç tutan kişi, açlık ve susuzluğu hissederek toplumdaki ihtiyaç sahiplerinin durumuna daha iyi empati kurar. Böylece paylaşmanın ve yardımlaşmanın değeri bir kez daha anlaşılır. Fitre ve zekât gibi sosyal yardımlar da bu ayda yoğunlaşarak toplumda birlik ve beraberliğin güçlenmesine katkı sağlar.
Modern tıp da orucun sağlık açısından pek çok faydasını ortaya koymaktadır. Doğru şekilde tutulan oruç: Metabolizmayı düzenler, Vücuttaki toksinlerin atılmasını kolaylaştırır, Sindirim sistemine dinlenme fırsatı sunar, Ruhsal dengeyi güçlendirir.
Ramazan ayı, aile sofralarının bereketlendiği, iftar davetlerinin çoğaldığı, kardeşlik bağlarının güçlendiği bir dönemdir. Camilerde teravih namazlarıyla toplumsal birlik duygusu pekişir. Sahurdan iftara kadar geçen süre insanlara sabrı, disiplini ve kendi iç sesini dinlemeyi öğretir.
Bu ay, ibadetlerin yoğunlaştığı, gönüllerin yumuşadığı ve yardımlaşma kültürünün zirve yaptığı bir dönemdir. Oruç, kişiye hem bedensel hem ruhsal anlamda derin bir arınma sağlar. Ramazan’ı anlamıyla yaşamak, hem bireysel huzura hem sosyal barışa önemli katkılar sunar.
Dilimiz döndüğünce kısaca ramazan ayı ve önemi...
Kalın sağlıcakla.




