İlber Ortaylı, Tarihle Konuşan Bir Bilge İnsan
Türk entelektüel dünyasında bazı isimler vardır; varlıklarıyla hem kendi çağını aydınlatır hem de gelecek kuşakların ufkunu büyütür.
İlber Ortaylı tam da bu seçkin isimlerin başında gelir. Onu yalnızca bir tarihçi olarak tanımlamak eksik kalır; o, Türk tarih yazımının dili, akademinin vicdanı ve merak eden her zihin için bir kapı açıcıdır.
Kültür tarihinden diplomasiye, şehircilikten eğitim meselelerine kadar geniş bir alanda söz söylerken, üslubunun kendine özgü sertliği ve zekâ dolu nükteleri, onu hem popüler hem de derinlikli bir figür hâline getirdi. Ortaylı, bilgiyi biriktirmekle yetinmeyip toplumla paylaşmayı, öğretmeyi, hatırlatmayı önemseyen bir bilgeydi.
Onun yıllar boyunca yaptığı en değerli şeylerden biri, tarih denen büyük aynayı toplumun önüne tutması oldu. Geçmişin içinden bugüne ışık düşürdü; devlet geleneğini, toplumsal dönüşümleri, imparatorluk mirasını anlaşılır kıldı. Çoğu insan için karmaşık görünen meseleler onun cümlelerinde berraklaşırdı.
Elbette Ortaylı’nın etkisi yalnızca akademik başarılarla sınırlı değil; konuşma tarzı, tavırları, kültüre yaklaşımı ve düşünce disiplinine verdiği önem, Türkiye’de aydın olmanın ne demek olduğuna dair canlı bir referans noktası oluşturdu.
Bugün onun eserlerine bakan herkes, sadece tarihle ilgili bilgi değil, aynı zamanda düşünme biçimi öğrenir.
Belki de onu “büyük” yapan asıl özellik tam budur: Öğreten, anlamaya davet eden, zihni canlı tutan bir rehber olmasıdır.
Üzgünüm hem de çok üzgün.
Kalın Sağlıcakla..




