NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Bülent ESER
Köşe Yazarı
Bülent ESER
 

GÖRMEYEN ENGELLİLER HAFTASI

GÖRMEYEN ENGELLİLER HAFTASI Her yıl 7–14 Ocak tarihleri arasında kutlanan Görmeyen Engelliler Haftası, aslında bir kutlamadan çok bir hatırlatma. Çünkü bu hafta bize, hayatın sadece gördüklerimizden ibaret olmadığını; görmediğimiz, hatta çoğu zaman fark etmediğimiz bir gerçekliğin olduğunu anlatıyor. Gün içinde kaç kez ışığa göre yolumuzu buluyoruz? Kaç kez bir tabela, bir renklendirme ya da bir telefon ekranı bize yön veriyor? Peki ya görme engelli bir birey için bu yolculuk nasıl başlıyor, nasıl bitiyor? Bu soruları çoğu zaman düşünmüyoruz, çünkü görmediğimiz sorumlulukları omuzlarımızda hissetmiyoruz. Oysa şehirlerimizde yürürken bir kaldırımın ortasında gelişi güzel bırakılmış bir araç, yanlış döşenmiş bir hissedilebilir zemin, işgal altında bir rampa veya durakta sesli uyarı sistemi eksikliği… Bunların hepsi, birileri için sadece “küçük bir aksaklık” değil; bağımsız yaşam hakkına vurulan birer kilit. Görme engelli bireyler; eğitimden istihdama, ulaşımdan sosyal yaşama kadar hayatın her alanında eşitlik değil, fırsat eşitliği talep ediyor. Yani öncelikleri “ayrıcalık” değil; erişilebilir, anlaşılır ve güvenli bir yaşam. Bizlerin ise yapması gereken, empatiyi sadece bir duygu olarak değil, bir davranış olarak hayata geçirmek. Bugün bir beyaz baston sesine kulak verelim. O ses bize hem sabrı hem de mücadeleyi anlatır. Kimi zaman bir kaldırım kenarında takılan bastonun çıkardığı küçük bir ses, aslında büyük bir eksikliğin işaretidir. Şehirlerimizin görme engelliler için ne kadar karmaşık olduğunu, en temel ihtiyaçların bile ne kadar zorlaşılabildiğini bize fısıldar. Unutmayalım: Erişilebilirlik bir lütuf değil, bir haktır. Engel, bireyin kendisinden değil; toplumun ve fiziksel çevrenin yetersizliğinden doğar. Bu hafta bir fark yaratmak istiyorsak, önce görmeyenlerin dünyasını “görmeyi” öğrenmeliyiz. Sorunları değil, çözümleri konuşmalıyız. Bir tabelayı braille ile düzenlemek, kaldırımları işgal etmemek, toplu taşımada sesli sistemleri geliştirmek, eğitim ve istihdam fırsatlarını artırmak… Bunların hepsi, atılabilir küçük ama etkisi büyük adımlardır. Görmeyen Engelliler Haftası, bir empati çağrısıdır. Bir bakış açısı değişikliğinin mümkün olduğunun hatırlatmasıdır. Ve belki de en önemlisi, görmesek bile farkına varmamız gerekenleri bir kez daha ortaya koyar. Bu hafta gelin, sadece gözlerimizle değil; yüreğimizle de görelim. Çünkü gerçek farkındalık, ancak o zaman başlar. Lütfen empati, empati.. Kalın Sağlıcakla..  
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2026 -Cuma

GÖRMEYEN ENGELLİLER HAFTASI

GÖRMEYEN ENGELLİLER HAFTASI

Her yıl 7–14 Ocak tarihleri arasında kutlanan Görmeyen Engelliler Haftası, aslında bir kutlamadan çok bir hatırlatma. Çünkü bu hafta bize, hayatın sadece gördüklerimizden ibaret olmadığını; görmediğimiz, hatta çoğu zaman fark etmediğimiz bir gerçekliğin olduğunu anlatıyor.

Gün içinde kaç kez ışığa göre yolumuzu buluyoruz? Kaç kez bir tabela, bir renklendirme ya da bir telefon ekranı bize yön veriyor? Peki ya görme engelli bir birey için bu yolculuk nasıl başlıyor, nasıl bitiyor? Bu soruları çoğu zaman düşünmüyoruz, çünkü görmediğimiz sorumlulukları omuzlarımızda hissetmiyoruz.

Oysa şehirlerimizde yürürken bir kaldırımın ortasında gelişi güzel bırakılmış bir araç, yanlış döşenmiş bir hissedilebilir zemin, işgal altında bir rampa veya durakta sesli uyarı sistemi eksikliği… Bunların hepsi, birileri için sadece “küçük bir aksaklık” değil; bağımsız yaşam hakkına vurulan birer kilit.

Görme engelli bireyler; eğitimden istihdama, ulaşımdan sosyal yaşama kadar hayatın her alanında eşitlik değil, fırsat eşitliği talep ediyor. Yani öncelikleri “ayrıcalık” değil; erişilebilir, anlaşılır ve güvenli bir yaşam. Bizlerin ise yapması gereken, empatiyi sadece bir duygu olarak değil, bir davranış olarak hayata geçirmek.

Bugün bir beyaz baston sesine kulak verelim. O ses bize hem sabrı hem de mücadeleyi anlatır. Kimi zaman bir kaldırım kenarında takılan bastonun çıkardığı küçük bir ses, aslında büyük bir eksikliğin işaretidir. Şehirlerimizin görme engelliler için ne kadar karmaşık olduğunu, en temel ihtiyaçların bile ne kadar zorlaşılabildiğini bize fısıldar.

Unutmayalım: Erişilebilirlik bir lütuf değil, bir haktır.
Engel, bireyin kendisinden değil; toplumun ve fiziksel çevrenin yetersizliğinden doğar.

Bu hafta bir fark yaratmak istiyorsak, önce görmeyenlerin dünyasını “görmeyi” öğrenmeliyiz. Sorunları değil, çözümleri konuşmalıyız. Bir tabelayı braille ile düzenlemek, kaldırımları işgal etmemek, toplu taşımada sesli sistemleri geliştirmek, eğitim ve istihdam fırsatlarını artırmak… Bunların hepsi, atılabilir küçük ama etkisi büyük adımlardır.

Görmeyen Engelliler Haftası, bir empati çağrısıdır.
Bir bakış açısı değişikliğinin mümkün olduğunun hatırlatmasıdır.
Ve belki de en önemlisi, görmesek bile farkına varmamız gerekenleri bir kez daha ortaya koyar.

Bu hafta gelin, sadece gözlerimizle değil; yüreğimizle de görelim. Çünkü gerçek farkındalık, ancak o zaman başlar.

Lütfen empati, empati..

Kalın Sağlıcakla..

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.