Zil Çaldı, Ders Başladı mı?
Okulların kapıları yeniden açıldı. Sınıflar doldu, koridorlarda çocuk sesleri yükseldi. Öğrenciler, öğretmenler ve veliler yeni bir eğitim-öğretim yılının telaşına başladı.
Peki gerçekten eğitim başladı mı?
Bir zilin çalmasıyla eğitim başlamıyor. Eğitim; çocuğun merak ettiği, soru sorduğu, düşündüğü ve kendisini güvende hissettiği yerde başlıyor.
Bugün başarıyı çoğu zaman sınav sonuçlarıyla ölçüyoruz. Kaç puan aldı, kaç doğru yaptı, hangi okulu kazandı?
Oysa asıl soru şu:
Çocuklarımızı sınavlara mı, hayata mı hazırlıyoruz?
Elbette dersler, notlar ve sınavlar önemli. Ancak eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir. Eğitim; sorumluluk almayı, farklı düşüncelere saygı göstermeyi, hata yapmaktan korkmamayı ve doğruyu yanlıştan ayırt edebilmeyi de öğretmelidir.
Öğretmenin görevi de yalnızca müfredatı tamamlamak değildir. Bazen bir öğrencinin sorusunu dinlemek, bazen cesaret vermek, bazen de “Sen yapabilirsin” demek, anlatılan bir dersten çok daha değerlidir.
Velilere de büyük görev düşüyor. Çocuğumuza her gün “Kaç aldın?” diye sormak yerine, arada bir “Bugün ne öğrendin?” diye sormalıyız.
Çünkü okul yalnızca dört duvardan, eğitim ise yalnızca ders kitaplarından ibaret değildir.
Bugün sınıflarda yetişen çocuklar, yarının toplumunu oluşturacak.
Bu nedenle yeni eğitim-öğretim yılına yalnızca yeni bir ders yılı olarak bakmayalım.
Çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata hazırlayalım.
Çünkü bir ülkenin geleceği, çoğu zaman sınıflarda sessizce şekillenir.
Kalın Sağlıcakla..




