NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Yavuz
Veysel Özyurt
Köşe Yazarı
Veysel Özyurt
 

HATAY KURTULDU YAŞA VAR OL ATATÜRK

HATAY KURTULDU YAŞA VAR OL ATATÜRK   1918 yılında sona eren 1. dünya savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap yarımadasından geri çekilmesi ile İskenderun Sancağı Osmanlı sınırları dışında kaldı. Savaş sonrasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında nüfusunun çoğunluğu Türk olması sebebiyle İskenderun Sancağı Türklerin kontrolüne geçti. Anlaşmadan kısa bir süre sonra Fransızlar antlaşmanın 7. maddesini dayanak göstererek İskenderun Sancağını işgal etti. Bu işgalle bölgede çatışmalar ve Fransız askerlerinin zulümleri giderek tırmanıyordu. Fransızlar Hatay'a girer girmez direnişle karşılaştı ve milli mücadelenin ilk kurşunu Hatay Dörtyol'da Fransızlara karşı atıldı. Mustafa Kemal Paşa "Ya istiklal ya ölüm!" parolasıyla 1919'da Samsun'a çıktığında ise milli mücadele dönemi de başlamış bulunuyordu.   15 Mart 1923 tarihinde Adana’ya gelen Mustafa Kemal Paşa kendisini karşılayan Antakya ve İskenderunluların "Ey ulu gazimiz bizi de kurtar" feryatlarına “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz. Günü gelecek siz de kurtulacaksınız” sözleriyle yanıt verdi. Hatay konusunda tavrını ortaya koydu ve Hataylılara güven verdi.   Fransa, Avrupa'da yaklaşan Almanya tehlikesi ile Suriye ve Lübnan'a bağımsızlık verirken Hatay üzerindeki hakimiyetini de Suriye'ye teslim etmiş oluyordu. Bu durum Hatay halkında büyük üzüntü ve endişe yaratırken Türkiye basınında da büyük yankı uyandırdı. Mustafa Kemal Paşa Suriye’nin bağımsızlığını destekleyerek aynı hakkın Hatay’a verilmesi gerektiğini ısrarla savundu. Milletler Cemiyeti ve Fransa ile yürütülen müzakerelerde yerine göre hukuka saygılı yerine göreyse sert bir bir tavır sergiledi.   Atatürk, Kasım 1936 tarihli TBMM'de ültimatom niteliğinde bir konuşma sonrasında Tayfur Sökmen'i yanına çağırarak "Sökmen, bugünden itibaren davaya resmen el kondu. Antakya-İskenderun ve havalisinin ismi bundan böyle Hatay'dır. Cemiyetinizin adını "Hatay Hakimiyet Cemiyeti" olarak değiştirin ve faaliyetini bu isim altında yürütün" dedi.   Türkiye ile Fransa birbirlerine karşılıklı nota verirken bölgedeki çatışmalar da devam ediyordu. Süreç devam ederken Atatürk "Ben, memleketi hiçbir zaman savaşa sürüklemem, fakat Hatay sorunu benim vazgeçilmez bir davam olmuştur. Gerekirse bunu kendi başıma halletmek için zorda kalırsam hemen Devlet Başkanlığı'ndan ve hatta mebusluktan istifa ederim. Serbest bir yurttaş olarak bu işlerde çalışan arkadaşlarla beraber Hatay topraklarına geçerim. Oradaki mücahitlerle ve anavatandan kaçıp gelerek bize katılacak olan kuvvetlerle sorunu yerinde ve içerden çözmeye çalışırım" demiştir. Müzakereler neticesinde Milletler Cemiyeti'nin verdiği karar ile imzalanan 1921 Antlaşması ile Hatay’ın “ayrı bir varlık” olduğu kabul edildi. Kurulacak olan devlette yeni bir anayasası çıkarılacak Türk dili kullanılacak, Türk kültürünün gelişimi engellenmeyecek ve Türk parası geçerli olacaktı. Antlaşmaya göre kurulacak olan yeni devlet iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Fransa mandası altındaki Suriye'ye bağımlı olacaktı.   Ancak Mustafa Kemal Paşa bu durumla yetinmeyecekti. Mustafa Kemal Paşa; Fransızların Mondros ateşkes antlaşmasının 7. maddesine dayanarak Hatay'ı işgal etmesi üzerine Ankara antlaşmasının 7. maddesi ile kurulacak yeni devlette Türk dilinin ve Türk parasının kullanılmasını ve Türk kültürünün gelişimini engellenmemesini sağladı. 7. madde üzerinden yapılan mesaj ve göz dağı Mustafa Kemal'in Hatay konusundaki ciddiyetini gösteriyordu. Hatay konusunda çok aşamalı bir strateji planı çizen Mustafa Kemal Paşa Milletler Cemiyeti, Fransa ve Suriye'yi adeta saf dışı bırakarak planının buraya kadar ki kısmını başarı ile tamamladı.   Hatay Devleti'nin kurulmasında antlaşmanın gereğince hareket edilmemiş, gecikmeler ve gerilimler yaşanmıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk; "Ben toprak büyütme dilekIisi değilim. Milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım!   3 Temmuz 1938'de askeri bir antlaşma yapılarak Hatay'da asayişi sağlamak üzere 6 bin asker görevlendirildi. Bin asker Hatay'dan geri kalan 5 bin ise yarı Türk yarı Fransız olarak seçildi. Ve 5 Temmuz günü Türk askerinin Hatay'a girişi büyük coşku ile karşılandı.   Gazi Mustafa Kemal Atatürk anavatandan sonra 40 asırlık Türk yurdunu da kurtarmış ve vefatından önce bu mutluluğu yaşamıştır.   1 yıl kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüren Hatay devleti 23 Haziran 1939'da anavatana katılmaya karar verdi. 23 Temmuz 1939'da anavatana katılma töreni gerçekleştirilerek yıllar süren hasrete son verildi.
Ekleme Tarihi: 24 Temmuz 2026 -Cuma

HATAY KURTULDU YAŞA VAR OL ATATÜRK

HATAY KURTULDU YAŞA VAR OL ATATÜRK

 

1918 yılında sona eren 1. dünya savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap yarımadasından geri çekilmesi ile İskenderun Sancağı Osmanlı sınırları dışında kaldı. Savaş sonrasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında nüfusunun çoğunluğu Türk olması sebebiyle İskenderun Sancağı Türklerin kontrolüne geçti. Anlaşmadan kısa bir süre sonra Fransızlar antlaşmanın 7. maddesini dayanak göstererek İskenderun Sancağını işgal etti. Bu işgalle bölgede çatışmalar ve Fransız askerlerinin zulümleri giderek tırmanıyordu. Fransızlar Hatay'a girer girmez direnişle karşılaştı ve milli mücadelenin ilk kurşunu Hatay Dörtyol'da Fransızlara karşı atıldı. Mustafa Kemal Paşa "Ya istiklal ya ölüm!" parolasıyla 1919'da Samsun'a çıktığında ise milli mücadele dönemi de başlamış bulunuyordu.

 

15 Mart 1923 tarihinde Adana’ya gelen Mustafa Kemal Paşa kendisini karşılayan Antakya ve İskenderunluların "Ey ulu gazimiz bizi de kurtar" feryatlarına “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz. Günü gelecek siz de kurtulacaksınız” sözleriyle yanıt verdi. Hatay konusunda tavrını ortaya koydu ve Hataylılara güven verdi.

 

Fransa, Avrupa'da yaklaşan Almanya tehlikesi ile Suriye ve Lübnan'a bağımsızlık verirken Hatay üzerindeki hakimiyetini de Suriye'ye teslim etmiş oluyordu. Bu durum Hatay halkında büyük üzüntü ve endişe yaratırken Türkiye basınında da büyük yankı uyandırdı. Mustafa Kemal Paşa Suriye’nin bağımsızlığını destekleyerek aynı hakkın Hatay’a verilmesi gerektiğini ısrarla savundu. Milletler Cemiyeti ve Fransa ile yürütülen müzakerelerde yerine göre hukuka saygılı yerine göreyse sert bir bir tavır sergiledi.

 

Atatürk, Kasım 1936 tarihli TBMM'de ültimatom niteliğinde bir konuşma sonrasında Tayfur Sökmen'i yanına çağırarak "Sökmen, bugünden itibaren davaya resmen el kondu. Antakya-İskenderun ve havalisinin ismi bundan böyle Hatay'dır. Cemiyetinizin adını "Hatay Hakimiyet Cemiyeti" olarak değiştirin ve faaliyetini bu isim altında yürütün" dedi.

 

Türkiye ile Fransa birbirlerine karşılıklı nota verirken bölgedeki çatışmalar da devam ediyordu. Süreç devam ederken Atatürk "Ben, memleketi hiçbir zaman savaşa sürüklemem, fakat Hatay sorunu benim vazgeçilmez bir davam olmuştur. Gerekirse bunu kendi başıma halletmek için zorda kalırsam hemen Devlet Başkanlığı'ndan ve hatta mebusluktan istifa ederim. Serbest bir yurttaş olarak bu işlerde çalışan arkadaşlarla beraber Hatay topraklarına geçerim. Oradaki mücahitlerle ve anavatandan kaçıp gelerek bize katılacak olan kuvvetlerle sorunu yerinde ve içerden çözmeye çalışırım" demiştir.

Müzakereler neticesinde Milletler Cemiyeti'nin verdiği karar ile imzalanan 1921 Antlaşması ile Hatay’ın “ayrı bir varlık” olduğu kabul edildi. Kurulacak olan devlette yeni bir anayasası çıkarılacak Türk dili kullanılacak, Türk kültürünün gelişimi engellenmeyecek ve Türk parası geçerli olacaktı. Antlaşmaya göre kurulacak olan yeni devlet iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Fransa mandası altındaki Suriye'ye bağımlı olacaktı.

 

Ancak Mustafa Kemal Paşa bu durumla yetinmeyecekti. Mustafa Kemal Paşa; Fransızların Mondros ateşkes antlaşmasının 7. maddesine dayanarak Hatay'ı işgal etmesi üzerine Ankara antlaşmasının 7. maddesi ile kurulacak yeni devlette Türk dilinin ve Türk parasının kullanılmasını ve Türk kültürünün gelişimini engellenmemesini sağladı. 7. madde üzerinden yapılan mesaj ve göz dağı Mustafa Kemal'in Hatay konusundaki ciddiyetini gösteriyordu. Hatay konusunda çok aşamalı bir strateji planı çizen Mustafa Kemal Paşa Milletler Cemiyeti, Fransa ve Suriye'yi adeta saf dışı bırakarak planının buraya kadar ki kısmını başarı ile tamamladı.

 

Hatay Devleti'nin kurulmasında antlaşmanın gereğince hareket edilmemiş, gecikmeler ve gerilimler yaşanmıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk; "Ben toprak büyütme dilekIisi değilim. Milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım!

 

3 Temmuz 1938'de askeri bir antlaşma yapılarak Hatay'da asayişi sağlamak üzere 6 bin asker görevlendirildi. Bin asker Hatay'dan geri kalan 5 bin ise yarı Türk yarı Fransız olarak seçildi. Ve 5 Temmuz günü Türk askerinin Hatay'a girişi büyük coşku ile karşılandı.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk anavatandan sonra 40 asırlık Türk yurdunu da kurtarmış ve vefatından önce bu mutluluğu yaşamıştır.

 

1 yıl kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüren Hatay devleti 23 Haziran 1939'da anavatana katılmaya karar verdi. 23 Temmuz 1939'da anavatana

katılma töreni gerçekleştirilerek yıllar süren hasrete son verildi.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.