HATAY BENİM ŞAHSİ MESELEMDİR
Bugün Hatay'ın anavatana katılışının 87. yıl dönümü. Yazıya Hatay'ın anavatana katılma sürecinde emeği geçen atalarımıza şükranlarımı bildirerek başlamak istiyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek, Ayşe Fitnat, ve anavatan hasretiyle yanıp tüten Hataylı Türkler...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ömrünün her anında Türkiye ve Türkler için kafa yordu, savaştı, yaralandı, hastalandı. Fedakârca ettiği şu sözleri hatırlayalım. "Ben, icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk milletine canımı vereceğim" Bu sözlerini de Hatay konusunda son kez tasdik etmiştir.
Bunun ilk sinyallerini 1923 yılında Adana ziyareti sırasında verdi. Mustafa Kemal Paşa kendisini karşılayan Antakya ve İskenderunlulara "Ey ulu gazimiz bizi de kurtar" feryatlarına “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz. Günü gelecek siz de kurtulacaksınız” diye yanıt verdi.
Öyle ki doktorların günün büyük bölümünü yatarak geçirmesini tembih ettiği Mustafa Kemal Atatürk, Hatay sorununu çözmeden yatmadı. Sağlığını hiçe sayarak Hatay'ın anavatana katılması için uğraştı. Türk-Fransız ilişkilerindeki gerilimler devam ederken Atatürk hasta yatağında Mersin ve Adana'da ordu denetimine katılarak Türkiye'nin Hatay konusundaki kararlılığına dikkat çekti. Bunun en çarpıcı örneği ise, gerekirse Cumhurbaşkanlığı'ndan ve hatta mebusluktan istifa edip Hatay'a gelerek mücadeleye burada devam etmeyi düşündüğünü söylemesiydi.
Kafasında çok aşamalı bir Hatay planı çizmişti. Derin araştırmalar sonucu bölgenin geçmiş dönemlerinde rastladığı Hatay ismini de kendisi vermişti. Kurulacak olan Hatay devletine bayrak bile tasarlamıştı, bu tıpatıp Türk bayrağıydı. Tek farkı ayın yanındaki yıldızın içi doldurulmamıştı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk önce tamamen hukuki yollarla, Fransa işgalindeki Hatay'a bağımsızlık kazandırdı ve ayrı bir devlet kurulmasını sağladı.
Daha sonra Hatay Devleti'ndeki Türkleri güçlendirdi ve Türklerin çoğunluğunu sağladı. Son olarak da anavatana katılmaya can atan Hataylı Türklerin isteği ile Hatay Devleti varlığına son vererek Türkiye'ye anavatana katılma kararı aldı.
Hatay, Atatürk'ün Türkiye'ye son armağanı, son hatırasıdır. Atatürk Hatay'ın anavatana katıldığını göremedi ancak Hataylılar her daim ona minnettar kaldı.
"Yaşa var ol Atatürk" çok güzel bir teşekkür mesajı değil mi? Hataylılar duydukları minnettarlığın büyüklüğünü anlatmak istemişlerdi.
Atatürk'e atfedilen 'olmasaydı, olmazdık' sözü mübalağalı bir söylem değildir. Atatürk'e duyulan sevgiyi, hayranlığı dile getiren bir söz de değildir. Bu söz tarihi bir gerçekliktir. Bu gerçekliği son olarak Hatay konusunda açık bir şekilde görüyoruz. Minnettarlığımızı anlatabilmenin en güzel ifadesi belki de "olmasaydın, olmazdık".
Suriye toprakları içerisinde kalmış olsaydık diye başlayan bir cümleyi kimsenin kullanacağını sanmıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Hatay'ı şahsi meselesi olarak görmeseydi, Hatay'ı anavatana katmak istemeseydi ve biz bugün burada Suriye toprakları içerisinde yaşıyor olsaydık, yaşayamayabilirdik.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, belki de milli mücadelenin ilk kurşunun Hatay'da atılması, Hataylı Türklerin bağımsızlık arzusunu gördüğü için "Hatay benim şahsi meselemdir" demiştir.




