SAVUNMA YAPMASINDAN BİLE KORKTULAR
Bir iktidar bir siyasetçiden bu kadar korkar mı?
Evet korktular. Hem de hala korkuyorlar. Nasıl korkmasınlar ki çeyrek asırlık saltanatlarını salladı. Kurtulmak için tutukladılar. Resimleri, afişleri, sesi, sosyal medya hesapları yasaklandı. Halk belki unutur dediler. Yanıldılar. Halkın gönlünü kazanmış birinden korkarak tutuklamanız, yasaklar getirmeniz onu daha da büyüttü. Nitekim öyle oldu. Belli onunla yarışmak istemiyorsunuz. Seçimden önce de içerden çıkarmayacaksınız. Çünkü ondan çok korkuyorsunuz.
Dava duruşmasında savunma hakkını kısıtladınız.
Yargıtay Kararlarına göre savunma hakkının kısıtlanması, CMK Madde 289/1-h kapsamında hukuka kesin aykırılık nedenidir. Savunma kutsaldır. Savunma ahlaki ve vicdanıdır. Savunma adaletin temelidir Savunmadan olmadan verilen hükümde adalet olmaz.
Sizin korkulu rüyanız olan bu adam nasıl geldi.
Yıl 2019 İBB seçimi adam geldi 13 bin oy farkı ile seçimi kazandı. Şaşkına döndüler. Çünkü İstanbul ellerinden gitmişti. O ballı kaymaklı İstanbul. Yandaşların ve tarikatların, vakıfların nemalandığı İstanbul. ‘’ Hiçbir şey olmadıysa bir şeyler olmuştur’’ dediler YSK ya gittiler. YSK da bu yanlışa ortak oldu ve seçim iptal edildi. Bir zarf içindeki 4 oydan üçü doğruymuş, bir tek başkan oyları yanlışmış. Tam bir komedi. Ama canını yediğim İstanbul halkı bu haksızlığa öyle bir tokat attı ki yenilenen seçimde bu defa oy farkını 803 bine çıkardı. Sandıklara sahip çıkan ve kimsenin hakkını yemem, hakkımı da kimseye yedirmem diyen bu yiğit adam Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı olmuştu. İktidar da korkular başlamıştı.
Herkes onu soruyor. Neden İstanbul. Neden belli. Atalarımızın dediği gibi taşı toprağı altın olan İstanbul. Rantı yüksek. Yetkililer, partililer, yandaş basın, troller, cemaatler, tarikatlar, cemiyetler, vakıflar İstanbul’u çok seviyorlar. Mamaları kesildi. Tadı damaklarında kalmış. 2015-2018 yılları arasında vakıflara, cemaatlere ve derneklere İBB kasasından 848 milyon TL aktarılmış. Gel de sevme İstanbul’u.
Dünyanın gözdesi olan İstanbul siyasetçilerin ihanetine uğramış. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendi ifadesi ‘’Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum." demiştir. Evet ihanet edilmiştir.
Bu ihanet döneminde yapılan yanlışlar; * Ranta dayalı keyfi imar değişiklikleri nedeniyle şehir planlaması kalmamış, modern kentleşmeden uzaklaşılmıştır. * Dikey mimari artışı ile farklı yükseklikteki binaların bir arada olduğu çok kötü yapılaşma hakim olmuştur. * Sit alanlar ve eşil alanlarına imara açıldı.* Şehir rantçı inşaat sektörü teslim edildi. * İstanbul’un akciğerleri olarak bilinen Kuzey Ormanları’nın bir kısmı artık yok edildi. * Beklenen Marmara depremine karşı herhangi bir önlem alınmadı. * Ulaşım sorunları büyüdü. * Bir sığınmacılar şehri oldu.
Daha doğrusu rant uğruna güzel İstanbul ihanet edilmiştir. Paranın gerçekten dini ve imanı yokmuş.
Bu yiğit adam kolları sıvadı ve işe başladı. İlk işi;
- Hortumları kesti
- Yolsuzlukları savcılığa verdi. Ancak hiçbir şey yapılmadı.
- Başta metro olmak üzere projeler üretmeye ve hizmet kalitesini artırmaya başladı. İstanbul halkı bu olanları gördü, ona inandı ve güvendi.
31 Mart 2024 İBB seçimi geldi. İktidar seferber oldu. Cumhurbaşkanı, bakanlar, neredeyse tüm devlet kadroları tüm devlet imkanlarıyla oradaydı. Ama İstanbul halkı o yiğide inanmıştı. Bu defa % 51,21 oranla kazandı. İktidar ve kadroları şaşkındı ama yapacakları bir şey kalmamıştı.
Artı ülke siyasetinde yeni bir lider doğmuştu.
- Bir taraftan İstanbul’a hizmet ediyor
- Partisinde yıllardır çöreklenmiş yönetime karşı değişimim önünü açıyor.
- Bir taraftan ülkeyi bu kötü iktidardan kurtarmak için Cumhurbaşkanı adayı oldu.
- Dört seçimde iktidar adaylarını yendi. Sıra Erdoğan’a gelmişti.
Erdoğan ve çok bilmiş danışmanları şaşkındı. Bunun engellenmesi gerekiyordu. Bu yolun kesilmesine kararı verildi. Senaryo yazıldı ve oyu devreye sokuldu.
- Önce 35 yıllık gerçek diploması iptal edildi. İÜ gibi bir devlet kurumu bu yanlışa ortak edildi. İptal eden Rektör ‘’ Başkanım zor durumdayım’’ demesi bunun ispatıdır.
- Ortada mahkeme kararı yok ama suç örgütü lideri dediler. Tutuklandı.
- Açılan davada 143 suç iddiası ile 2352 yıl hapsi isteniyor.
- Delil ne. Gizli tanık ve itirafçı iftiraları. Duydum, işittim, öyle diyorlar gibi delil olmayan ifadeler.
- Tarafsız hukukçular bu dava kesin bir siyasi davadır diyorlar.
SAVUNMA SÜRESİNİ KISITLADILAR
Hukuki bir hakkıdır demediler ve savunmasını kısıtladılar. Yalan ve iftiralara dayalı bir davada konuşması işlerine gelmedi. Gerçeklerle yüzleşmek istemediler. O konuşacaktı herkes bu davanın bir siyasi dava olduğunu öğrenecekti.
- Gizli tanık ve baskı ile bulunan itirafçı ifadelerine dayalı dava her hafta tel tel dökülmeye ve çökmeye başlamıştı. Çünkü gizli tanıklar ve itirafçılar ifadelerini geri çekmeye başlamışlardı.
- Ekrem İmamoğlu savunmasında o iftiraları tek tek çürütecek ve o iftiraları tezgahlayanların gerçek yüzü açığa çıkacaktı. Millet ve kamuoyu gerçekleri öğrenecek, bu oyunu planlayanlar rezil olacaktı.
- Savunma süresini kısıtladılar ve savunma yaptırmadılar.
- İftiraların gerçeklerle çürütülmesinden korktular.
Özgür Özel’in başından beri bu iddianame bir iftiranamedir dedi. Açılan davanın da bir iftira davası olduğunu söyledi. Örgüt lideri diyorsunuz ama savunma yapmasını kısıtlıyorsunuz. Demek ki bu savunmasından korkuyorsunuz.
Ne yaparsınız yapın. Korkunun ecele faydası yoktur. Bu millet gerçekleri biliyor. Yanlış yapanları sandık da hak ettikleri yere gönderecektir.
HÜRAYDIN HABER




