CUMHURİYET HALK PARTİSİ DİDİM İLÇE BAŞKANLIĞI UĞUR MUMCUYU ANDI
CUMHURİYET HALK PARTİSİ DİDİM İLÇE BAŞKANLIĞI UĞUR MUMCUYU ANDI
Tarikatlar yalnızca bir inanç meselesi değildir; devletin kılcal damarlarına sızan örgütlü siyasi yapılardır ve laik Cumhuriyet için açık bir tehdittir. “Devlet tarikatlarla uzlaşamaz”
CUMHURİYET HALK PARTİSİ DİDİM İLÇE BAŞKANLIĞI UĞUR MUMCUYU ANDI
Demokrasi şehidi gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun katledilişinin 33. Yıl dönümünde CHP Didim İlçe Başkanlığı anma etkinliği düzenledi,
CHP İlçe Binası önünden başlayıp Uğur Mumcu Demokrasi parkına kadar kortej sloganlarla yürüdü.
Anma etkinliğine CHP Didim İlçe Başkanı Dilaver Demir, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, CHP Didim Kadın Kolları Başkanı Gülcan Doğan, Gençlik Kolları Başkanı Cansu Öğüt, Bazı CHP Belediye Meclis üyeleri, partililer ve çok sayıda Didimli katıldı.
Uğur Mumcu anıtı önünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Şehitlerimizin manevi huzurunda bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın hep birlikte söylenmesi ile konuşmalara geçildi. CHP İlçe Başkanı Dilaver Demir, Belediye Başkanı Hatice Gençay ve CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçi Günün anlam ve önemine değinerek konuşma yaptılar.
CHP Didim İlçe Başkanı Dilaver Demir konuşmasında;
“Sayın Belediye Başkanım,
Değerli Partililerim,
Kıymetli Didimliler,
Basın emekçisi dostlar;
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Türkiye’de düşünce özgürlüğü ve demokrasi mücadelesi, yıllar boyunca gerçeğin peşinden giden gazetecilerin, aydınların ve Atatürkçü kamu görevlilerinin hedef alınmasıyla bastırılmak istenmiştir. Bu cinayetler çoğu zaman münferit olaylar gibi sunulsa da gerçekte; Cumhuriyet’in temel değerlerine, halkın haber alma hakkına ve demokratik toplum düzenine yönelmiş örgütlü saldırılardır.
24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu, Ankara’da bombalı bir suikastla katledildi. Aradan geçen 33 yıla rağmen bu cinayetin azmettiricileri ortaya çıkarılmadı, devlet arşivleri açılmadı ve kamu vicdanını rahatlatacak bir yüzleşme sağlanmadı.
Uğur Mumcu sıradan bir gazeteci değildi. Kalemini hiçbir zaman iktidarlara, cemaatlere ya da karanlık odaklara teslim etmedi. Araştırmacı gazeteciliğiyle; tarikat–siyaset ilişkilerini, devlet içine sızmış cemaat yapılanmalarını ve bu yapıların emperyal bağlantılarını cesaretle ortaya koydu.
Ölümünden kısa süre önce özellikle şunu vurguluyordu:
Tarikatlar yalnızca bir inanç meselesi değildir; devletin kılcal damarlarına sızan örgütlü siyasi yapılardır ve laik Cumhuriyet için açık bir tehdittir. “Devlet tarikatlarla uzlaşamaz” diyordu.
Uğur Mumcu’nun hedef alınmasının nedeni tam da buydu.
Çünkü o, tarikatların yalnızca dini alanla sınırlı kalmadığını; ekonomiyi, bürokrasiyi, yargıyı ve güvenlik kurumlarını kuşatma girişimini belgeleriyle yazıyordu.
Laikliğin bir yaşam tercihi değil, ulusal bağımsızlığın ve demokrasinin teminatı olduğunu anlatıyordu.
Bu cinayet, yalnızca bir gazetecinin susturulması değildir.
Laik Cumhuriyet’e, bilgiye dayalı haberciliğe ve halkın gerçeği öğrenme hakkına yönelmiş bilinçli bir saldırıdır.
Ne yazık ki cinayet sonrası süreç de ibretliktir. Dosyalar yarım bırakıldı, bağlantılar derinleştirilmedi, devletin elindeki bilgiler kamuoyundan gizlendi. Böylece yalnızca failler değil, bu karanlıktan beslenen anlayışlar da korunmuş oldu.
Bugün Türkiye’nin yaşadığı pek çok sorunun temelinde, Uğur Mumcu’nun yıllar önce işaret ettiği tarikatlaşma ve devletin laik niteliğinin aşındırılması gerçeği vardır.
Bu cinayet ne ilkti ne de son oldu.
Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe, Gaffar Okkan, Hrant Dink…
Hepsi gerçeği savundukları için hedef alındı. Dosyaları ya karanlıkta bırakıldı ya da eksik kapatıldı.
Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir:
Bu cinayetler birbirinden bağımsız değildir.
Bunlar; örgütlü karanlığın ve cezasızlık düzeninin ürünüdür.
Gazetecilerin ve aydınların hedef alındığı bir ülkede demokrasi yeşermez, hukuk devleti kurulamaz.
Cumhuriyet Halk Partisi Didim İlçe Başkanlığı olarak;
Siyasi cinayetlerin tüm yönleriyle aydınlatılmasını,
Devlet arşivlerinin açılmasını,
Faillerin ve azmettiricilerin hukuk önünde hesap vermesini,
Basın özgürlüğünü hedef alan cezasızlık anlayışının sona erdirilmesini
ısrarla ve kararlılıkla talep ediyoruz.
Uğur Mumcu’nun dediği gibi:
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
Bizler bilgiye, gerçeğe ve Cumhuriyet’in aydınlanmacı değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Sözlerime son verirken; başta Uğur Mumcu olmak üzere, bu ülkenin aydınl anma mücadelesinde katledilen tüm gazetecileri, aydınları ve Atatürkçü kamu görevlilerini saygı, özlem ve minnetle anıyorum.
Bu topraklarda bir daha kalemin susturulmadığı, düşüncenin öldürülmediği, adaletin siyasete kurban edilmediği bir Türkiye’yi kurmak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.
Bu sorumluluktan kaçmayacağız.
Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Ve bu karanlıkla mutlaka hesaplaşacağız” ifadelerini kullandı.
HÜRAYDIN HABER
Aydın HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.





