DİDİMDE EMEKLİLER ve ÇALIŞANLAR SESLERİNİ YÜKSELTEREK HAKETTİKLERİ ÜCRETİ İSTEDİ
DİDİMDE EMEKLİLER ve ÇALIŞANLAR SESLERİNİ YÜKSELTEREK HAKETTİKLERİ ÜCRETİ İSTEDİ
Bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik.
DİDİMDE EMEKLİLER ve ÇALIŞANLAR HAKLARINI İSTİYOR
Didim’de bulunan emekli sendikaları birlikte maaşlarına yapılan zamları protesto ederek hak ettikleri maaşların verilmesi için hükümete çağrıda bulunarak basın açıklaması yaptılar.
Eğitim Sen’in önderliğinde yapılan basın açıklamasında;
GEÇİNEMİYORUZ!
İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN BUGÜN HİZMET ÜRETMİYORUZ!
EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ!
Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(0)revdeyiz!
Bize neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz? Diye soranlara cevabımız nettir.
Yıllardır geçinemiyoruz" diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar.
Geçinemiyoruz! Çünkü:
TÜİK'in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz
Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız.
AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor.
Buna rağmen her yıl ayı tablo ile karşılaşıyoruz. Maaşlarımız Merkez Bankası'nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜIK'in sahte verilerine göre arttırılıyor.
"Toplu sözleşme" adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor.
Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan õte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır.
Hatırlayalım, yandaş sendika sözcülerı daha bu Ağustos'ta "Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz" dediler. Bu nedenle Hakeme başvurmayacaklarını açıkladılar.
Daha sonra sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz nefesi, işverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına alldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp "biz oy kullanmadık" diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar.
Tüm bunlar nafile çabalardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar ve yandaş sendikalardan oluşan ittifakın ortak eseridir.
Bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik.
En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın almırken bugün 6 adet bile alınamıyor.
10 yıl önce kiraya maaşımızın dörtte biri yetiyordu. Bugün yarısı bile yetmiyor.
25 yıl önce emekli olduğumuzda ikramiyemiz ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyorduk. Bugün ikinci el bir otomobil bile almakta zorlanıyoruz.
Peki, neden bu noktaya geldik?
Çünkü ülkeyi yönetenler yıllardır biz ne zaman emeğimizin karşılığını istesek 'kaynak yok' diyorlar. "Bütçe imkânlarımız kısıtlı" diyorlar.
Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur.
Dolayısıyla tekrar altını çiziyoruz. Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil, bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılmaktadır.
Yıllardır bizi yoksullaştıranlar, bir avuç azınlığı zenginleştiriyor. Hem de bunu bizim vergilerimizle, bizim soframızdan çalınanlarla yapıyorlar.
Üstelik antidemokratik uygulamalarla, baskıyla, yasakla, korkuyla bu düzene razı olmanızı istiyorlar. Bizleri blat eden modern kölelere dönüştürmeye çalışıyorlar.
Bir avuç azınlığın lehine olan bu tabloyu biz yaratmadık.
Biz kapıkulu değiliz! Biz kamu emekçisiyiz!
Tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır.
İşte bunun için;
Maaşlarımızda hemen şimdi, Ocak ayından itibaren ek %20 artış yapılmasını istiyoruz.
2023 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen "İlave seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını istiyoruz.
Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini. mülakatın kaldırılmasını istiyoruz.
Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu
Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istiyoruz.
En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarık masası kurulmasını istiyoruz.
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol desteği istiyoruz
Biliyoruz ki; sadece bizler değil, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan tüm emekçi sınıflar, sefalete itilenler, ötekileştirilenler hepimize yoksulluk, güvencesizlik ve baskıdan başka bir şey vaat etmeyen bu düzenden bıkmış, usanmış durumda.
Biliyoruz ki; milyonlar bu baskı ve sömürü düzenin değişmesini istiyor.
Etrafını bu umutla izliyor.
Ama yine hepimiz biliyoruz ki sadece istemek, umut etmek yetmez.
Asıl olan değiştirmek için mücadele etmektir.
Bunun için tüm kamu emekçilerini hepimize dayatılan yoksulluğun ortağı olmamak İçin mücadele alanlarına, KESK'te örgütlenmeye çağırıyoruz.
İşçisinden emeklisine, asgari ücretlisinden gencine, kadınına kadar tüm kesimleri insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza vermeye davet ediyoruz.
Bugun susarsak yarın geç kalırız!
Bugün durursak yarın yok sayılırız!
Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın KESK!
HÜRAYDIN HABER
Aydın HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.






