NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Yavuz

ÇARESİZLİĞİN SESİ!

Gündem 28.02.2026 - 16:58, Güncelleme: 28.02.2026 - 17:25 199 kez okundu.
 

ÇARESİZLİĞİN SESİ!

Devletim imkansızlıklarıma, çaresizliklerime derman olmayacaksa, beni topluma kazandırmak gibi bir düşüncesi yoksa neden beni serbest bıraktı. Bana sahip çıkılsın.
ÇARESİZLİĞİN SESİ! Denetimli serbestlikten yararlanarak ceza evinden çıkan bir mahkumun feryadı, Didim HürAydın Gazetemizi ziyaret ederek çaresizliğini bizlerle paylaşan Ali Dolaşır isimli şahsın çaresizlikten göz yaşları dinmiyor. Mahkum Dolaşır; “ ben topluma kazandırılmak, toplum çerisinde insana yakışan insanca bir yaşam istiyorum. Hayatımı bir kişiye, “iki dakika tutarmısın” diye bırakıp, bu hayattan kaçasım var.” Diyerek konuşmasına devam etti. Mahkum Dolaşır;” Bu isteğim çokmu. Bir hata yaptı isem ve bu hatalarımın bedelini cezaevinde yatarak çekmekte isem ve bu hatamdan yüzbinlerce kere pişman olduysam, artık bir insan gibi yaşamak istemem suçmu. Devletim imkansızlıklarıma, çaresizliklerime derman olmayacaksa, beni topluma kazandırmak gibi bir düşüncesi yoksa neden beni serbest bıraktı. Derdimi, çaresizliğimi anlatmak, çare bulmak için gitmediğim kurum, çalmadığım kapı kalmadı. Hiçbiri bana bir çare olmadı. Yol gösteren olmadı. Bana sahip çıkılsın. Çaresizim; Ben bir daha suç işlemek istemiyorum.” Dedi. Muhabir; “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi, hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürecini denetimli serbestlik tedbiriyle toplum içinde geçirmesini amaçlayan bir düzenlemedir. Yasanın ruhu açıktır: infazın amacı yalnızca salıvermek değil, topluma kazandırmaktır. Ancak Ali Dolaşır isimli kişiye uygulanan yükümlülükler bu amacın ne ölçüde gözetildiği sorusunu gündeme getirmektedir. Denetim planına göre: Her gün Didim Polis Karakolu’nda imza, Haftada bir gün Söke’de sabah 08.00’de seminere katılım, Her gün devletin gösterdiği bir kamu işinde 4 saat ücretsiz ve sigortasız çalışma, Akşam 21.00 ile sabah 08.00 arası evden çıkma yasağı. Bu şartlar tek başına değerlendirildiğinde dahi ağırdır. Ancak söz konusu kişinin ailesi yok, evi yok, geliri yok. Psikolojik rahatsızlığı nedeniyle düzenli ilaç kullanmak zorundadır. Maddi imkânsızlık sebebiyle ilaçlarını temin edemediği için birden fazla kez intihara teşebbüs etmiş, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle hayatta kalmıştır. Burada temel soru şudur: Devlet, denetimli serbestlik kapsamındaki bir kişiye bu denli ağır yükümlülükler getirirken, onun barınma, sağlık ve geçim koşullarını araştırmak ve güvence altına almak zorunda değil midir? Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ilkesi gereği devlet, yalnızca denetleyen değil; aynı zamanda koruyan, rehabilite eden ve topluma kazandıran bir mekanizma olmak zorundadır. Denetimli serbestlik tedbirinin özü de budur: bireyi toplumdan koparmadan, kontrollü şekilde yeniden hayata entegre etmek. Fakat: Günlük imza yükümlülüğü, Farklı ilçede zorunlu seminer, Ücretsiz ve sigortasız çalışma, Gece sokağa çıkma yasağı, İş edinmeye fiilen imkân tanımayan zaman planı bir araya geldiğinde kişinin hayatını idame ettirmesini neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Denetimli serbestlik; cezanın görünmez devamı olmamalıdır. Aksi takdirde kişi ya yükümlülükleri ihlal edecek ya da yaşam mücadelesini kaybedecektir. Özellikle psikolojik rahatsızlığı bulunan bir birey için: Sosyal hizmet desteği, Barınma imkânı, İŞKUR veya belediye eliyle ücretli ve sigortalı iş yönlendirmesi, Sağlık giderlerinin düzenli karşılanması, Psikolojik destek ve takip gibi kolaylaştırıcı mekanizmaların devreye alınması gerekir. Aksi halde ortaya çıkan tablo, topluma kazandırma değil; kişiyi sistem içinde tükenmeye bırakma riskidir. Ceza infaz sisteminin amacı intikam değil, ıslah ve yeniden topluma kazandırmadır. Eğer kişi denetim altındayken aç, evsiz, işsiz ve tedavisiz bırakılıyorsa; bu durum yalnızca bireysel bir trajedi değil, sistemsel bir eksikliktir. Soru nettir: Mahkûmları hiçbir sosyal durum araştırması yapmadan salıvermek mi doğrudur, yoksa topluma kazandırmak için insani ve uygulanabilir alternatifler üretmek mi? Gerçek adalet, yalnızca özgürlüğü kısıtlamakla değil; insanı yeniden hayata tutundurmakla sağlanır. HÜRAYDIN GAZETESİ ÖZEL HABER/ D.Temel Yurdaer
Devletim imkansızlıklarıma, çaresizliklerime derman olmayacaksa, beni topluma kazandırmak gibi bir düşüncesi yoksa neden beni serbest bıraktı. Bana sahip çıkılsın.

ÇARESİZLİĞİN SESİ!

Denetimli serbestlikten yararlanarak ceza evinden çıkan bir mahkumun feryadı,

Didim HürAydın Gazetemizi ziyaret ederek çaresizliğini bizlerle paylaşan Ali Dolaşır isimli şahsın çaresizlikten göz yaşları dinmiyor. Mahkum Dolaşır; “ ben topluma kazandırılmak, toplum çerisinde insana yakışan insanca bir yaşam istiyorum. Hayatımı bir kişiye, “iki dakika tutarmısın” diye bırakıp, bu hayattan kaçasım var.” Diyerek konuşmasına devam etti.

Mahkum Dolaşır;” Bu isteğim çokmu. Bir hata yaptı isem ve bu hatalarımın bedelini cezaevinde yatarak çekmekte isem ve bu hatamdan yüzbinlerce kere pişman olduysam, artık bir insan gibi yaşamak istemem suçmu. Devletim imkansızlıklarıma, çaresizliklerime derman olmayacaksa, beni topluma kazandırmak gibi bir düşüncesi yoksa neden beni serbest bıraktı. Derdimi, çaresizliğimi anlatmak, çare bulmak için gitmediğim kurum, çalmadığım kapı kalmadı. Hiçbiri bana bir çare olmadı. Yol gösteren olmadı. Bana sahip çıkılsın. Çaresizim; Ben bir daha suç işlemek istemiyorum.” Dedi.

Muhabir;

“5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi, hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürecini denetimli serbestlik tedbiriyle toplum içinde geçirmesini amaçlayan bir düzenlemedir. Yasanın ruhu açıktır: infazın amacı yalnızca salıvermek değil, topluma kazandırmaktır.

Ancak Ali Dolaşır isimli kişiye uygulanan yükümlülükler bu amacın ne ölçüde gözetildiği sorusunu gündeme getirmektedir.

Denetim planına göre:

Her gün Didim Polis Karakolu’nda imza,

Haftada bir gün Söke’de sabah 08.00’de seminere katılım,

Her gün devletin gösterdiği bir kamu işinde 4 saat ücretsiz ve sigortasız çalışma,

Akşam 21.00 ile sabah 08.00 arası evden çıkma yasağı.

Bu şartlar tek başına değerlendirildiğinde dahi ağırdır. Ancak söz konusu kişinin ailesi yok, evi yok, geliri yok. Psikolojik rahatsızlığı nedeniyle düzenli ilaç kullanmak zorundadır. Maddi imkânsızlık sebebiyle ilaçlarını temin edemediği için birden fazla kez intihara teşebbüs etmiş, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle hayatta kalmıştır.

Burada temel soru şudur:

Devlet, denetimli serbestlik kapsamındaki bir kişiye bu denli ağır yükümlülükler getirirken, onun barınma, sağlık ve geçim koşullarını araştırmak ve güvence altına almak zorunda değil midir?

Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ilkesi gereği devlet, yalnızca denetleyen değil; aynı zamanda koruyan, rehabilite eden ve topluma kazandıran bir mekanizma olmak zorundadır. Denetimli serbestlik tedbirinin özü de budur: bireyi toplumdan koparmadan, kontrollü şekilde yeniden hayata entegre etmek.

Fakat:

Günlük imza yükümlülüğü,

Farklı ilçede zorunlu seminer,

Ücretsiz ve sigortasız çalışma,

Gece sokağa çıkma yasağı,

İş edinmeye fiilen imkân tanımayan zaman planı

bir araya geldiğinde kişinin hayatını idame ettirmesini neredeyse imkânsız hale getirmektedir.

Denetimli serbestlik; cezanın görünmez devamı olmamalıdır.

Aksi takdirde kişi ya yükümlülükleri ihlal edecek ya da yaşam mücadelesini kaybedecektir.

Özellikle psikolojik rahatsızlığı bulunan bir birey için:

Sosyal hizmet desteği,

Barınma imkânı,

İŞKUR veya belediye eliyle ücretli ve sigortalı iş yönlendirmesi,

Sağlık giderlerinin düzenli karşılanması,

Psikolojik destek ve takip

gibi kolaylaştırıcı mekanizmaların devreye alınması gerekir.

Aksi halde ortaya çıkan tablo, topluma kazandırma değil; kişiyi sistem içinde tükenmeye bırakma riskidir.

Ceza infaz sisteminin amacı intikam değil, ıslah ve yeniden topluma kazandırmadır. Eğer kişi denetim altındayken aç, evsiz, işsiz ve tedavisiz bırakılıyorsa; bu durum yalnızca bireysel bir trajedi değil, sistemsel bir eksikliktir.

Soru nettir:

Mahkûmları hiçbir sosyal durum araştırması yapmadan salıvermek mi doğrudur,

yoksa topluma kazandırmak için insani ve uygulanabilir alternatifler üretmek mi?

Gerçek adalet, yalnızca özgürlüğü kısıtlamakla değil;

insanı yeniden hayata tutundurmakla sağlanır.

HÜRAYDIN GAZETESİ ÖZEL HABER/ D.Temel Yurdaer

Aydın HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.