deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler betpark twitter giriş süperbetin twitter giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş Deneme Bonusu Siteleri girisonwin.org giris grandpashabet grandpashabet giris 2023

NCDT
İşeri
Saygın YAPI
Veysel Özyurt
Köşe Yazarı
Veysel Özyurt
 

MİHRİBAN ALAYI

MİHRİBAN ALAYI   Musa Eroğlu'ndan dinlemeye alıştığımız Mihriban türküsü halka mal olmuş türkülerin başında yer alıyor. Abdurrahim Karakoç'un şiiri, Musa Eroğlu'nun bestesi ile birleşince kuşkusuz ki ortaya Türk Halk Müziği'nin en seçkin eserlerinden birini çıkarmış. Mihriban türküsü halk şairimiz Abdurrahim Karakoç'tan alınma bir aşk şiiridir. Yar deyince kalemi elden düşüren, lambada yanan alevi üşüten ve tabiplerde ilacı olmayan bir yaradır Mihriban. Türküyü dinleyince sanki sözleri ayrı müziği ayrı gelir kulağımıza. Sözlerinde ayrı müziğinde ayrı bir haz duyarız. Güfte ve bestenin oluşturduğu bütünlük eşine az rastlanır bir armoni oluşturmuş. Dinlemeye doyamadığımız, dinledikçe derin düşüncelere daldığımız bir türkü. Abdurrahim Karakoç'un büyük bir aşkla, güçlü duygularla yazdığı Mihriban şiiri, Türk edebiyatının en güzide eserlerinden biridir. Şiirin yazılış hikayesi de bir başka efsanedir. Aslında bu konuda gerçeği öğrenmek, hikayenin tamamını bilmek neredeyse imkansız. Hikaye genel kanının aksine bir düğünde yaşanmamıştır. Bu konuda internet üzerinde araştırma yaptığımızda karşımıza hep hikayenin bir düğünde gerçekleştiği çıkıyor. Aslında gerçek öyle değildir çok daha fazlası vardır ama yine de hikayenin bir kısmı tüm gizemini koruyor. Hikayenin bir kısmını Abdurrahim Karakoç'un yiğeni Oğuz Karakoç'tan öğreniyoruz. Karakoç'un dediğine göre : " Kişinin ismi gerçekten Mihriban mı? Saçları gerçekten sarı mı? Biz onu bilemiyoruz. Amcam o kadar seviyor ki, bunu kalbine gömüyor ve kimseye söylemiyor. Ölünceye kadar da bunu hiçbir şekilde, hiç bir yerde kimseye anlatmadı. NE SAÇLARI SARIYDI NE ADI MİHRİBAN'DI. Yiğeni Oğuz Karakoç'un ve şairin kendisinin verdiği röpörtajlarda sevdiği kızın ne gerçek adına ne de fiziksel özelliklerine değinilmemiştir. Şiirde geçtiği gibi kızın ne saçları sarıydı ne de adı Mihriban'dı. Mihriban, şairin ona taktığı sembol bir isimdir. " Mihriban isim olarak bir sembol isimdir. Fakat üç tane Mihriban şiiri var, birisi de Unutursun Mihriban'ım. Fakat bunlar hayalen öyle yazılmış şiirler değildir, oturup da şiir yazayım diye olmamıştır. Tabii bir hatıraya dayanıyor, gençliğin hatırasına. O gün yazılmıştır ama ondan sonra yazılması da mümkün olmayan bir şiirdir. " Mihriban isminin anlamını araştırdığımızda şefkatli, merhametli, güler yüzlü, yumuşak huylu gibi anlamlar çıkıyor karşımıza. Türkçe'yi iyi kullanan, dil bilgisi yüksek olan Abdurrahim Karakoç belki de böyle güzel anlamları olduğu için Mihriban ismini vermiştir sevdiği kıza. Oğuz Karakoç verdiği röpörtajda internette karşımıza çıkan bilgilerin tamamının yanlış olduğunu söyleyip hikayeyi kısaca anlatıyor. Hikaye, Güneydoğu Anadolu bölgesinde usta şair ve Mihriban olarak bildiğimiz kişinin katıldığı bir etkinlikte başlıyor. Bu karşılaşmada büyük ve uzun ömürlü bir aşkın başladığını anlıyoruz. Gel zaman git zaman mektuplaşmalarla, hasretlerle devam eden bir aşk.  Ve efsaneye dönüşen Mihriban şiiri bu mektuplaşmalar sırasında yazılıyor. ELİN KIZININ EVİNE MEKTUP MU GÖNDERİLİR ? Sırrını açık etmemişti, sevdiği kızı dile düşürmemişti Abdurrahim Karakoç. Bir röpörtajında mektuplaşmalarıyla ilgili verdiği kısa bilgiden bile Mihriban'a duyduğu aşkın naifliğini hissedebiliyoruz. "O bana mektup yazardı, ben ona yazamazdım. Elin kızının evine mektup mu gönderilir ? Ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı, ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir diye okurdu ama Mihriban bilirdi ki kendine mektuptur onlar. " UNUTMAK KOLAY MI DEME Günün birinde o zamanlar genç bir delikanlı olan Abdurrahim Karakoç 'artık unutalım bunları' dedi. Mihriban'dan 'unutmak kolay mı ?' diye cevap geldi. Abdurrahim Karakoç, Unutursun Mihriban'ım şiirini bu cevap üzerine yazmıştır. Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban'ım. Oğlun kızın olsun hele unutursun Mihriban'ım. MİHRİBAN ALAYI... Bu efsanevi şiirin ünü Musa Eroğlu'nun bestesiyle daha da arttı, dilden dile dolaşmaya başladı. Türkünün şiirden daha fazla bilinmesi edebiyat bilgimiz ve okuma alışkanlığımız açısından kaygı uyandırıcı. Bir başka kaygı uyandırıcı konu ise bu türkünün ritmi yavaşlatılarak halay müziğine dönüştürülmesi. Katıldığım birçok düğünde bu türküyle halay çekildiğini gördüğümde bu durumdan hazzetmemiştim, bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu hissediyordum. Birçoğumuz, düğün salonlarında bu güzelim türküyle yavaş ritimlerle ve ağır adımlarla halay çekildiğine şahit olmuşuzdur. Böyle destansı bir aşktan doğan şiirin mahalle arası düğünlerde halay müziğine dönüştürüldüğünü görmek her edebiyat severini üzdüğüne eminim. Bu durumun birkaç üzücü örneği daha var. Kültürümüzü koruyamadığımızın en açık göstergesi. Türk Edebiyatı'nın ve Türk Halk Müziği'nin bu önemli eserini düğünlerde halay müziği yapmak, sanata, sanatçıya ve hatta dinleyicine bile büyük bir ayıptır, saygısızlıktır. Eğlence uğruna çiçeklerin üstüne basıp geçmek gibi bir dikkatsizlikle yapılmış. Güzelim aşk türküsüyle düğünlerde terler içinde halay çekmek, adeta bununla alay etmek demektir, Mihriban alayı...  
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2023 - Cuma

MİHRİBAN ALAYI

MİHRİBAN ALAYI

 

Musa Eroğlu'ndan dinlemeye alıştığımız Mihriban türküsü halka mal olmuş türkülerin başında yer alıyor. Abdurrahim Karakoç'un şiiri, Musa Eroğlu'nun bestesi ile birleşince kuşkusuz ki ortaya Türk Halk Müziği'nin en seçkin eserlerinden birini çıkarmış. Mihriban türküsü halk şairimiz Abdurrahim Karakoç'tan alınma bir aşk şiiridir. Yar deyince kalemi elden düşüren, lambada yanan alevi üşüten ve tabiplerde ilacı olmayan bir yaradır Mihriban. Türküyü dinleyince sanki sözleri ayrı müziği ayrı gelir kulağımıza. Sözlerinde ayrı müziğinde ayrı bir haz duyarız. Güfte ve bestenin oluşturduğu bütünlük eşine az rastlanır bir armoni oluşturmuş. Dinlemeye doyamadığımız, dinledikçe derin düşüncelere daldığımız bir türkü.

Abdurrahim Karakoç'un büyük bir aşkla, güçlü duygularla yazdığı Mihriban şiiri, Türk edebiyatının en güzide eserlerinden biridir. Şiirin yazılış hikayesi de bir başka efsanedir. Aslında bu konuda gerçeği öğrenmek, hikayenin tamamını bilmek neredeyse imkansız. Hikaye genel kanının aksine bir düğünde yaşanmamıştır. Bu konuda internet üzerinde araştırma yaptığımızda karşımıza hep hikayenin bir düğünde gerçekleştiği çıkıyor. Aslında gerçek öyle değildir çok daha fazlası vardır ama yine de hikayenin bir kısmı tüm gizemini koruyor. Hikayenin bir kısmını Abdurrahim Karakoç'un yiğeni Oğuz Karakoç'tan öğreniyoruz. Karakoç'un dediğine göre : " Kişinin ismi gerçekten Mihriban mı? Saçları gerçekten sarı mı? Biz onu bilemiyoruz. Amcam o kadar seviyor ki, bunu kalbine gömüyor ve kimseye söylemiyor. Ölünceye kadar da bunu hiçbir şekilde, hiç bir yerde kimseye anlatmadı.

NE SAÇLARI SARIYDI NE ADI MİHRİBAN'DI.

Yiğeni Oğuz Karakoç'un ve şairin kendisinin verdiği röpörtajlarda sevdiği kızın ne gerçek adına ne de fiziksel özelliklerine değinilmemiştir. Şiirde geçtiği gibi kızın ne saçları sarıydı ne de adı Mihriban'dı. Mihriban, şairin ona taktığı sembol bir isimdir. " Mihriban isim olarak bir sembol isimdir. Fakat üç tane Mihriban şiiri var, birisi de Unutursun Mihriban'ım. Fakat bunlar hayalen öyle yazılmış şiirler değildir, oturup da şiir yazayım diye olmamıştır. Tabii bir hatıraya dayanıyor, gençliğin hatırasına. O gün yazılmıştır ama ondan sonra yazılması da mümkün olmayan bir şiirdir. " Mihriban isminin anlamını araştırdığımızda şefkatli, merhametli, güler yüzlü, yumuşak huylu gibi anlamlar çıkıyor karşımıza. Türkçe'yi iyi kullanan, dil bilgisi yüksek olan Abdurrahim Karakoç belki de böyle güzel anlamları olduğu için Mihriban ismini vermiştir sevdiği kıza.

Oğuz Karakoç verdiği röpörtajda internette karşımıza çıkan bilgilerin tamamının yanlış olduğunu söyleyip hikayeyi kısaca anlatıyor. Hikaye, Güneydoğu Anadolu bölgesinde usta şair ve Mihriban olarak bildiğimiz kişinin katıldığı bir etkinlikte başlıyor. Bu karşılaşmada büyük ve uzun ömürlü bir aşkın başladığını anlıyoruz. Gel zaman git zaman mektuplaşmalarla, hasretlerle devam eden bir aşk.  Ve efsaneye dönüşen Mihriban şiiri bu mektuplaşmalar sırasında yazılıyor.

ELİN KIZININ EVİNE MEKTUP MU GÖNDERİLİR ?

Sırrını açık etmemişti, sevdiği kızı dile düşürmemişti Abdurrahim Karakoç. Bir röpörtajında mektuplaşmalarıyla ilgili verdiği kısa bilgiden bile Mihriban'a duyduğu aşkın naifliğini hissedebiliyoruz. "O bana mektup yazardı, ben ona yazamazdım. Elin kızının evine mektup mu gönderilir ? Ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı, ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir diye okurdu ama Mihriban bilirdi ki kendine mektuptur onlar. "

UNUTMAK KOLAY MI DEME

Günün birinde o zamanlar genç bir delikanlı olan Abdurrahim Karakoç 'artık unutalım bunları' dedi. Mihriban'dan 'unutmak kolay mı ?' diye cevap geldi. Abdurrahim Karakoç, Unutursun Mihriban'ım şiirini bu cevap üzerine yazmıştır. Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban'ım. Oğlun kızın olsun hele unutursun Mihriban'ım.

MİHRİBAN ALAYI...

Bu efsanevi şiirin ünü Musa Eroğlu'nun bestesiyle daha da arttı, dilden dile dolaşmaya başladı. Türkünün şiirden daha fazla bilinmesi edebiyat bilgimiz ve okuma alışkanlığımız açısından kaygı uyandırıcı. Bir başka kaygı uyandırıcı konu ise bu türkünün ritmi yavaşlatılarak halay müziğine dönüştürülmesi. Katıldığım birçok düğünde bu türküyle halay çekildiğini gördüğümde bu durumdan hazzetmemiştim, bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu hissediyordum. Birçoğumuz, düğün salonlarında bu güzelim türküyle yavaş ritimlerle ve ağır adımlarla halay çekildiğine şahit olmuşuzdur. Böyle destansı bir aşktan doğan şiirin mahalle arası düğünlerde halay müziğine dönüştürüldüğünü görmek her edebiyat severini üzdüğüne eminim. Bu durumun birkaç üzücü örneği daha var. Kültürümüzü koruyamadığımızın en açık göstergesi. Türk Edebiyatı'nın ve Türk Halk Müziği'nin bu önemli eserini düğünlerde halay müziği yapmak, sanata, sanatçıya ve hatta dinleyicine bile büyük bir ayıptır, saygısızlıktır. Eğlence uğruna çiçeklerin üstüne basıp geçmek gibi bir dikkatsizlikle yapılmış. Güzelim aşk türküsüyle düğünlerde terler içinde halay çekmek, adeta bununla alay etmek demektir, Mihriban alayı...

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.