NCDT
İşeri
Didim Seyahat
Yavuz
Emrah Irsık
Köşe Yazarı
Emrah Irsık
 

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİR MİLLETİN GELECEĞİNE ATILAN EN BÜYÜK İMZADIR..

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİR MİLLETİN GELECEĞİNE ATILAN EN BÜYÜK İMZADIR..   Tarih bazı dönemlerde milletlerin önüne kritik eşikler koyar. O eşiklerden geçmek cesaret ister, feraset ister, en önemlisi de kararlı liderlik ister. Türkiye bugün tam da böyle bir dönemin içindedir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ısrarla gündeme taşıdığı, siyasi risk almaktan çekinmeden gövdesini ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefi; sadece bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda Türkiye’nin gelecek yüzyılını şekillendirecek stratejik bir devlet vizyonudur.   Çünkü terör meselesi bu ülkenin sadece canını yakmadı; zamanını, enerjisini ve en kıymetlisi ekonomik gücünü tüketti. Yaklaşık kırk yıldır süren terörle mücadelede harcanan kaynakların toplamının trilyonlarca doları bulduğu sıkça dile getirilmektedir. Bu devasa kaynağın ne anlama geldiğini düşünmek bile yeterlidir: Daha güçlü bir sanayi, daha modern şehirler, daha yüksek maaşlar, daha müreffeh emekliler, daha rekabetçi bir ekonomi…   Bugün terörün tamamen ortadan kalktığı bir Türkiye demek; bütçenin güvenlik harcamalarından kalkınma yatırımlarına kayması demektir. Bu da demektir ki emekli daha rahat nefes alacak, asgari ücretli daha güçlü bir alım gücüne kavuşacak, esnaf daha çok kazanacak, memur daha sağlam bir refah zemini bulacaktır. Güvenliğin olmadığı yerde yatırım olmaz; yatırımın olmadığı yerde büyüme olmaz; büyümenin olmadığı yerde sosyal adalet güçlenmez.   Dünyanın içine sürüklendiği jeopolitik tabloya bakıldığında bu hedefin ne kadar hayati olduğu daha net görülüyor. Türkiye’nin çevresi adeta bir ateş hattına dönüşmüş durumda. Karadeniz’in kuzeyinde savaş, güney sınırlarımız boyunca kronik istikrarsızlık, Orta Doğu’da bitmeyen çatışmalar, Kafkasya’da sürekli tetikte duran dengeler… Böylesi bir coğrafyada güçlü olmak bir tercih değil, zorunluluktur.   Uluslararası sistemin giderek sertleştiği, devletlerin kendi güvenliklerini doğrudan sağlamak zorunda kaldığı bir çağdayız. Kuralların sık sık ihlal edildiği, güç mücadelesinin açık biçimde sahaya yansıdığı bir dönemde Türkiye’nin iç cepheyi tahkim etmesi, yani terör yükünden tamamen kurtulması; bölgesel güç olmanın ötesine geçip küresel ölçekte etkili bir aktör haline gelmesinin ön şartıdır.   Tam da bu noktada bazı muhalif çevrelerin sergilediği yaklaşım dikkat çekicidir. “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?”, “Suriye’de neden varız?”, “Azerbaycan’a destek vermek bize ne kazandırır?” gibi sorular, çoğu zaman çağın gerçeklerini okumakta zorlanan bir bakış açısının yansımasıdır. Oysa modern devletler sınırlarının ötesinde kurdukları etki alanlarıyla güç kazanırlar. Enerji hatlarından ticaret yollarına, savunma iş birliklerinden diplomatik nüfuza kadar her başlık, bu stratejik derinliğin sonucudur.   Savunma sanayii konusunda yıllar önce dile getirilen küçümseyici söylemler de hafızalardadır. Bugün yerli ve milli teknolojilerin sahada yarattığı caydırıcılık ortadayken, bu yatırımların gerekliliği artık tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Güçlü savunma kapasitesi, savaş istemenin değil; barışı koruyabilecek kudrete sahip olmanın göstergesidir.   Terörsüz Türkiye vizyonu işte bu büyük resmin merkezinde yer alıyor. İçeride huzuru sağlamış, kaynaklarını kalkınmaya yöneltmiş, savunma gücünü artırmış bir Türkiye; sadece bölgesinde değil küresel sistemde de söz söyleyen bir ülke olacaktır.   Muhalefetin bu süreçten rahatsız görünmesi ise ayrı bir tartışma başlığıdır. Devlet politikalarının uzun vadeli doğasını göz ardı ederek günübirlik siyasi reflekslerle hareket etmek, milletin beklentileriyle aynı frekansta buluşmayı zorlaştırır. Oysa toplumun en temel arzusu nettir: Güvenlik, istikrar ve refah.   Böylesi kritik dönemlerde liderlik belirleyici olur. Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu kararlılık, devlet aklıyla uyumlu stratejik yaklaşımı ve milli meselelerde sergilediği tavizsiz duruş; Türk siyasetinde önemli bir istikrar unsuru olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü yürütme iradesi, kriz yönetimi tecrübesi ve Türkiye’yi küresel rekabette yukarı taşıma hedefiyle birleştiğinde ise ortaya tamamlayıcı bir liderlik sinerjisi çıkmaktadır.   Bugün yapılması gereken; kısa vadeli tartışmaların ötesine geçip büyük hedefe odaklanmaktır. Terörün tamamen geride kaldığı, enerjisini üretime ve teknolojiye yönelten, gençlerine umut veren bir Türkiye… Böyle bir Türkiye sadece kendi vatandaşları için değil, bölgesi için de istikrar kaynağı olacaktır.   Unutulmamalıdır ki güçlü devletler tesadüfen doğmaz; kararlı irade, stratejik akıl ve toplumsal destekle inşa edilir. Terörsüz Türkiye hedefi, işte bu inşanın en kritik yapı taşlarından biridir. Bu hedefe ulaşıldığında kazanan yalnızca bir siyasi görüş değil, seksen beş milyonun ortak geleceği olacaktır.
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİR MİLLETİN GELECEĞİNE ATILAN EN BÜYÜK İMZADIR..

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİR MİLLETİN GELECEĞİNE ATILAN EN BÜYÜK İMZADIR..

 

Tarih bazı dönemlerde milletlerin önüne kritik eşikler koyar. O eşiklerden geçmek cesaret ister, feraset ister, en önemlisi de kararlı liderlik ister. Türkiye bugün tam da böyle bir dönemin içindedir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ısrarla gündeme taşıdığı, siyasi risk almaktan çekinmeden gövdesini ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefi; sadece bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda Türkiye’nin gelecek yüzyılını şekillendirecek stratejik bir devlet vizyonudur.

 

Çünkü terör meselesi bu ülkenin sadece canını yakmadı; zamanını, enerjisini ve en kıymetlisi ekonomik gücünü tüketti. Yaklaşık kırk yıldır süren terörle mücadelede harcanan kaynakların toplamının trilyonlarca doları bulduğu sıkça dile getirilmektedir. Bu devasa kaynağın ne anlama geldiğini düşünmek bile yeterlidir: Daha güçlü bir sanayi, daha modern şehirler, daha yüksek maaşlar, daha müreffeh emekliler, daha rekabetçi bir ekonomi…

 

Bugün terörün tamamen ortadan kalktığı bir Türkiye demek; bütçenin güvenlik harcamalarından kalkınma yatırımlarına kayması demektir. Bu da demektir ki emekli daha rahat nefes alacak, asgari ücretli daha güçlü bir alım gücüne kavuşacak, esnaf daha çok kazanacak, memur daha sağlam bir refah zemini bulacaktır. Güvenliğin olmadığı yerde yatırım olmaz; yatırımın olmadığı yerde büyüme olmaz; büyümenin olmadığı yerde sosyal adalet güçlenmez.

 

Dünyanın içine sürüklendiği jeopolitik tabloya bakıldığında bu hedefin ne kadar hayati olduğu daha net görülüyor. Türkiye’nin çevresi adeta bir ateş hattına dönüşmüş durumda. Karadeniz’in kuzeyinde savaş, güney sınırlarımız boyunca kronik istikrarsızlık, Orta Doğu’da bitmeyen çatışmalar, Kafkasya’da sürekli tetikte duran dengeler… Böylesi bir coğrafyada güçlü olmak bir tercih değil, zorunluluktur.

 

Uluslararası sistemin giderek sertleştiği, devletlerin kendi güvenliklerini doğrudan sağlamak zorunda kaldığı bir çağdayız. Kuralların sık sık ihlal edildiği, güç mücadelesinin açık biçimde sahaya yansıdığı bir dönemde Türkiye’nin iç cepheyi tahkim etmesi, yani terör yükünden tamamen kurtulması; bölgesel güç olmanın ötesine geçip küresel ölçekte etkili bir aktör haline gelmesinin ön şartıdır.

 

Tam da bu noktada bazı muhalif çevrelerin sergilediği yaklaşım dikkat çekicidir. “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?”, “Suriye’de neden varız?”, “Azerbaycan’a destek vermek bize ne kazandırır?” gibi sorular, çoğu zaman çağın gerçeklerini okumakta zorlanan bir bakış açısının yansımasıdır. Oysa modern devletler sınırlarının ötesinde kurdukları etki alanlarıyla güç kazanırlar. Enerji hatlarından ticaret yollarına, savunma iş birliklerinden diplomatik nüfuza kadar her başlık, bu stratejik derinliğin sonucudur.

 

Savunma sanayii konusunda yıllar önce dile getirilen küçümseyici söylemler de hafızalardadır. Bugün yerli ve milli teknolojilerin sahada yarattığı caydırıcılık ortadayken, bu yatırımların gerekliliği artık tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Güçlü savunma kapasitesi, savaş istemenin değil; barışı koruyabilecek kudrete sahip olmanın göstergesidir.

 

Terörsüz Türkiye vizyonu işte bu büyük resmin merkezinde yer alıyor. İçeride huzuru sağlamış, kaynaklarını kalkınmaya yöneltmiş, savunma gücünü artırmış bir Türkiye; sadece bölgesinde değil küresel sistemde de söz söyleyen bir ülke olacaktır.

 

Muhalefetin bu süreçten rahatsız görünmesi ise ayrı bir tartışma başlığıdır. Devlet politikalarının uzun vadeli doğasını göz ardı ederek günübirlik siyasi reflekslerle hareket etmek, milletin beklentileriyle aynı frekansta buluşmayı zorlaştırır. Oysa toplumun en temel arzusu nettir: Güvenlik, istikrar ve refah.

 

Böylesi kritik dönemlerde liderlik belirleyici olur. Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu kararlılık, devlet aklıyla uyumlu stratejik yaklaşımı ve milli meselelerde sergilediği tavizsiz duruş; Türk siyasetinde önemli bir istikrar unsuru olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü yürütme iradesi, kriz yönetimi tecrübesi ve Türkiye’yi küresel rekabette yukarı taşıma hedefiyle birleştiğinde ise ortaya tamamlayıcı bir liderlik sinerjisi çıkmaktadır.

 

Bugün yapılması gereken; kısa vadeli tartışmaların ötesine geçip büyük hedefe odaklanmaktır. Terörün tamamen geride kaldığı, enerjisini üretime ve teknolojiye yönelten, gençlerine umut veren bir Türkiye… Böyle bir Türkiye sadece kendi vatandaşları için değil, bölgesi için de istikrar kaynağı olacaktır.

 

Unutulmamalıdır ki güçlü devletler tesadüfen doğmaz; kararlı irade, stratejik akıl ve toplumsal destekle inşa edilir. Terörsüz Türkiye hedefi, işte bu inşanın en kritik yapı taşlarından biridir. Bu hedefe ulaşıldığında kazanan yalnızca bir siyasi görüş değil, seksen beş milyonun ortak geleceği olacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve huraydingazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.